ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda tırmanan gerilimi askeri yöntemlerle çözemeyeceğinin farkına varıyor. Son haftalarda İran hedeflerine yönelik yeni bir hava saldırı dalgası başlatmasına rağmen, müzakere masasında ilerleme kaydedilemiyor. Uzmanlar, Beyaz Saray'ın Tahran'la yürüttüğü müzakerelerde tıkanmayı aşmak için artık uluslararası ortaklara, özellikle NATO'ya yönelmesi gerektiğini vurguluyor. Daniel Keane'in analizine göre, Washington'un tek başına yürüttüğü baskı politikası sonuç vermiyor ve bu noktada müttefiklerin devreye girmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Askeri Seçeneklerin Sınırı ve Diplomatik Çıkmaz
ABD'nin İran'a yönelik son askeri operasyonları, Tahran'ın müzakere pozisyonunu değiştirmedi. Pentagon kaynaklarına göre, hava saldırıları İran'ın füze ve insansız hava aracı altyapısını hedef alsa da, bu hamleler Tahran'ı masaya oturtmaktan uzak. Trump yönetimi, 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana İran'a azami baskı politikası uyguluyor. Ancak bu strateji, İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırması ve bölgesel milis güçleri üzerindeki etkisini artırmasıyla sonuçlandı.
Uluslararası Kriz Grubu'nun son raporuna göre, Trump'ın taleplerinin kapsamı çok geniş: İran'ın nükleer programının tamamen sonlandırılması, balistik füze sistemlerinin sökülmesi ve Lübnan Hizbullahı'ndan Yemen'deki Husilere kadar tüm vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi. Tahran ise öncelikle yaptırımların kaldırılmasını ve 2015 anlaşması kapsamındaki taahhütlerin iadesini şart koşuyor. Taraflar arasındaki bu uçurum, Avrupa ülkeleri ve Rusya gibi arabulucuları bile çaresiz bırakıyor.
NATO'nun Rolü ve Avrupa'nın Endişeleri
Trump yönetimi dolaylı olarak NATO'nun devreye girmesini istiyor. Ancak ittifakın İran politikası konusunda net bir duruşu yok. NATO üyesi Avrupa ülkeleri, ABD'nin İran'a yönelik sert yaptırımlarına ve askeri gerilime sıcak bakmıyor. Fransa ve Almanya, Tahran'la diyaloğun sürdürülmesini savunurken, birçok Avrupalı lider Trump'ın Tahran'ı tecrit politikasının bölgesel istikrarsızlığı körüklediği görüşünde.
Keane'e göre, NATO'nun olası katkısı sadece diplomatik alanla sınırlı kalmayabilir. İttifak, İran'ın füze programına karşı ortak bir savunma duruşu sergileyebilir veya Basra Körfezi'ndeki deniz güvenliğini sağlamak için daha fazla devriye gönderebilir. Ancak böyle bir adım, İran'la askeri çatışma riskini artırabilir. Bu nedenle Avrupalı müttefikler, Trump'ın çizdiği sert rotanın yumuşatılmasını ve uluslararası konsensüsün yeniden inşa edilmesini talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın İran'da sıkışması ve NATO'dan yardım istemesi, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Ankara, İran'la hem enerji tedariki hem de sınır güvenliği konularında tarihsel bağlara sahip. ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin kuzey Irak ve Suriye'deki askeri operasyonlarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara tam olarak katılmadığı için Washington'la zaman zaman karşı karşıya geliyor. Bu dönemde Türkiye, NATO içinde arabulucu rolü üstlenerek hem ittifak içindeki konumunu güçlendirebilir hem de İran'la olan ekonomik ve enerji işbirliğini sürdürebilir. Ancak ABD'nin daha agresif bir tutum takınması, Türkiye'yi bölgesel bir krizin ortasında bırakabilir.