Peru'da eski otoriter lider Alberto Fujimori'nin kızı Keiko Fujimori'nin siyasi yükselişi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Latin Amerika'daki Çin karşıtı stratejisi için bir fırsat gibi görünse de, Peru'nun Pekin ile olan derin ticari ve yatırım bağları, Washington'un bölgedeki nüfuzunu yeniden tesis etme çabalarını ciddi biçimde sınırlıyor. Bloomberg'in kapsamlı analizine göre, Fujimori ailesinin siyasi mirası ile Çin'in Peru ekonomisindeki belirleyici rolü arasındaki çelişki, ABD'nin Latin Amerika politikasının karşı karşıya olduğu temel ikilemi gözler önüne seriyor.
Fujimori mirası ve Trump bağlantısı
Keiko Fujimori, babası Alberto Fujimori'nin 1990-2000 yılları arasındaki otoriter yönetiminin gölgesinde, Peru siyasetinde önemli bir figür haline geldi. Alberto Fujimori, ülkeyi ekonomik krizden çıkaran ancak insan hakları ihlalleri ve yolsuzluklarla anılan bir liderdi. Keiko Fujimori de benzer şekilde sağ-popülist bir çizgide, güvenlik ve ekonomi odaklı bir söylem benimsiyor. Trump yönetimi için Keiko Fujimori, Latin Amerika'da ABD yanlısı, Çin karşıtı bir alternatif olarak değerlendiriliyor. Trump, özellikle Venezuela ve Küba gibi sol eğilimli hükümetlere karşı sert bir tutum sergilerken, Fujimori'nin bu eksende bir müttefik olabileceği düşünülüyor.
Ancak Fujimori ailesinin siyasi geçmişi tartışmalı. Alberto Fujimori, 2009 yılında insan hakları ihlalleri ve yolsuzluktan mahkum edilmişti. Keiko Fujimori ise bir dönem hapis yatmış olmasına rağmen siyasi kariyerine devam ediyor. Bu durum, uluslararası kamuoyunda ve insan hakları örgütlerinde endişe yaratıyor. Trump yönetiminin bu tür bir lideri desteklemesi, ABD'nin demokrasi ve insan hakları söylemiyle çelişiyor.
Peru-Çin ilişkileri: Ekonomik gerçekler
Peru, Çin'in Latin Amerika'daki en önemli ticaret ortaklarından biri. Çin, Peru'nun en büyük ihracat pazarı konumunda. Ülkenin bakır, gümüş, çinko ve diğer maden kaynaklarının büyük bölümü Çin'e satılıyor. Ayrıca Çin, Peru'da büyük altyapı projelerine yatırım yapıyor. Örneğin, Çin'in devlete ait madencilik şirketi MMG, Peru'daki Las Bambas bakır madenini işletiyor. Bu proje, Peru'nun gayri safi yurtiçi hasılasına önemli katkı sağlıyor. Çin ayrıca Peru'nun kuzeyindeki Chancay limanına 3 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. Bu liman, Güney Amerika'nın Pasifik kıyısında bir lojistik merkez haline gelmesi bekleniyor.
Peru hükümeti, Çin'den gelen yatırımları memnuniyetle karşılıyor. Eski Başkan Pedro Castillo ve mevcut Başkan Dina Boluarte dönemlerinde de Çin ile ilişkiler gelişmeye devam etti. Çin, Peru'nun ikinci büyük ticaret ortağı ve en büyük kalkınma yardımı sağlayıcısı. Perulu yetkililer, Çin yatırımlarının ülke ekonomisi için vazgeçilmez olduğunu sık sık vurguluyor. Bu durum, Keiko Fujimori'nin olası bir başkanlığında bile Peru'nun Çin'den kopmasını zorlaştırıyor.
Trump yönetimi, Çin'in Latin Amerika'daki etkisini azaltmak için bir strateji geliştirmeye çalışıyor. Ancak ABD'nin bölgeye yönelik yatırımları sınırlı. Özellikle altyapı alanında Çin'in sağladığı ucuz krediler ve hızlı inşaat süreçleri, Peru gibi ülkeler için cazip. ABD'nin ise daha çok siyasi ve askeri ittifaklara dayalı bir yaklaşımı var. Bu nedenle, Trump'ın Çin karşıtı söylemi Peru'da pek karşılık bulmuyor.
Keiko Fujimori, seçim kampanyasında Çin karşıtı bir retorik kullanmaktan kaçınıyor. Bunun yerine, ekonomik büyüme ve güvenlik vaatleriyle öne çıkıyor. Fujimori, iktidara gelmesi halinde Çin ile ticari ilişkileri sürdüreceğini ancak daha dengeli bir politika izleyeceğini ima ediyor. Ancak Peru'nun Çin'e olan bağımlılığı o kadar derin ki, köklü bir değişiklik kısa vadede mümkün görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki bu gelişme, Türkiye'nin Latin Amerika açılımı ve Çin ile rekabeti bağlamında önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Peru ile ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. 2022'de iki ülke arasındaki ticaret hacmi 500 milyon doları aştı. Ancak Çin'in Peru'daki hakimiyeti, Türkiye'nin bölgede etkili olmasını zorlaştırıyor. Ayrıca, ABD-Çin rekabetinin Latin Amerika'ya sıçraması, Türkiye'nin bağımsız dış politika yürütme alanını daraltabilir. Türkiye, hem Çin ile iyi ilişkilerini sürdürmek hem de ABD ile stratejik ortaklığını korumak zorunda. Peru örneği, küçük ve orta ölçekli ülkelerin büyük güçler arasında denge politikası izlemesinin zorluklarını gösteriyor. Türkiye açısından, Peru'nun Çin'e bağımlılığı, Ankara'nın bölgedeki ticari ve yatırım fırsatlarını sınırlayabilir.