ABD Başkanı Donald Trump, 25 Şubat 2025 Pazar günü yaptığı açıklamada İran'a, Lübnan'daki vekil güçlerini durdurması için ültimatom verdi. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yayımladığı mesajında, “İran, Lübnan'daki yüksek maaşlı vekillerini derhal durdurmalı, yoksa Washington yine İran'ı çok sert vurur, hem de geçen haftadan daha sert” ifadelerini kullandı. Bu tehdit, ABD'nin Suriye ve Irak'ta İran destekli gruplara yönelik son hava saldırılarının ardından geldi. Trump, “Eğer durdurmazlarsa, geçen hafta yaptığımız gibi İran'ı çok sert vururuz, hem de daha sert” diyerek uyarısını yineledi. ABD yönetimi, son haftalarda İran destekli milislerin Lübnan sınırında İsrail'e yönelik artan saldırılarına karşı tepkisini artırmıştı. Trump'ın bu açıklaması, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine neden olurken, İran'dan henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Gelişmenin arka planı: Vekil savaşları ve ABD'nin son saldırıları
Trump'ın tehdidi, ABD'nin geçtiğimiz hafta Suriye ve Irak'ta İran destekli gruplara yönelik düzenlediği hava saldırılarının hemen ardından geldi. Pentagon yetkilileri, 20 Şubat'ta gerçekleştirilen operasyonlarda, İran Devrim Muhafızları'na bağlı milislerin kullandığı silah depoları ve komuta merkezlerinin hedef alındığını açıklamıştı. Saldırılarda en az 10 militanın öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı bildirilmişti. ABD yönetimi, bu operasyonların, Ürdün sınırında bir ABD üssüne düzenlenen ve üç Amerikan askerinin ölümüne yol açan insansız hava aracı saldırısına misilleme olduğunu belirtmişti. Trump, 24 Şubat'ta yaptığı açıklamada, “İran'ın vekil güçleri bölgede istikrarı bozuyor. Onları finanse etmeyi bırakmalılar, aksi takdirde sonuçları ağır olur” demişti. Lübnan Hizbullah'ı, İran'ın en güçlü vekil örgütlerinden biri olarak kabul ediliyor. Örgüt, 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail sınırında düzenli olarak çatışmalara katılıyor. Trump'ın bu açıklaması, Hizbullah'ın faaliyetlerine doğrudan bir uyarı niteliği taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu'da yeni bir kriz mi?
Trump'ın tehdidi, Ortadoğu'da halihazırda kırılgan olan dengeleri daha da zora sokuyor. İran, ABD'nin son saldırılarına misilleme yapacağını duyurmuş, ancak topyekûn bir savaştan kaçınmak için kontrollü adımlar atmıştı. Tahran yönetimi, vekil güçlerini kullanarak ABD ve İsrail'e karşı asimetrik bir savaş yürütüyor. Uzmanlar, Trump'ın bu doğrudan tehdidinin İran'ı köşeye sıkıştırabileceği ve bölgesel bir çatışmayı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası toplum, özellikle Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, tarafları itidal çağrısında bulunuyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Bölge zaten bir barut fıçısı. Herhangi bir yanlış adım, milyonlarca insanı etkileyecek felaketlere yol açabilir” açıklamasını yaptı. Bu gelişmeler, İran nükleer anlaşması müzakerelerini de olumsuz etkileyebilir. Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmıştı. Şimdi, yeni bir askeri gerginlik, diplomatik çözüm umutlarını daha da azaltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran hem de Lübnan'la ekonomik ve siyasi ilişkileri olan bir bölge ülkesi olarak bu gerginlikten doğrudan etkilenebilir. ABD-İran arasındaki tansiyonun yükselmesi, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarı tehdit edebilir. Ayrıca, İran'a yönelik olası yeni yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ticaretini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bölgede diplomatik çözümü savunurken, ABD'nin askeri müdahale tehditlerine karşı ihtiyatlı bir duruş sergiliyor. Ankara, bu krizin İdlib ve Suriye'nin kuzeyindeki dengeleri de bozabileceği endişesini taşıyor.