ABD Başkanı Donald Trump, 11 Haziran 2020 Perşembe günü yaptığı açıklamada, İran'ın en önemli petrol altyapı merkezi olan Hurku Adası'nı ele geçirmek istediğini ancak Amerikan halkının savaşta büyük bir tırmanışı destekleyip desteklemeyeceğinden emin olmadığını söyledi. Fox News'e verdiği röportajda Trump, 'Hurku Adası'nı almak isterdim, ama insanlarımızın buna hazır olup olmadığından emin değilim' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD-İran arasındaki gerginliğin yeniden alevlendiği bir dönemde geldi. Trump yönetimi, Ocak 2020'de İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından Tahran'la karşı karşıya gelmişti. Başkan, ayrıca İran'ın nükleer programı konusunda da uyarılarda bulundu.
Gelişmenin arka planı
Hurku Adası, Basra Körfezi'nde yer alan ve İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ının gerçekleştirildiği stratejik bir noktadır. Ada, İran'ın en büyük petrol terminaline ev sahipliği yapmakta ve ülkenin petrol gelirlerinin bel kemiğini oluşturmaktadır. Trump'ın bu açıklaması, İran'ın petrol ihracatını tamamen durdurma tehdidi olarak yorumlandı. ABD, 2018'de nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekildikten sonra İran'a yönelik yaptırımları sertleştirmişti. Trump yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlamak ve bölgedeki vekil güçlerini zayıflatmak amacıyla 'maksimum baskı' politikası izliyor. Ancak bugüne kadar doğrudan askeri müdahaleden kaçınılmıştı. Trump'ın bu sözleri, İran Devrim Muhafızları'nın geçtiğimiz haftalarda Körfez'de ABD savaş gemilerine tacizde bulunmasının ardından geldi. Pentagon, 10 Haziran'da bölgeye ek savaş uçağı ve deniz kuvveti gönderdiğini duyurmuştu.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın Hurku Adası'nı alma yönündeki arzusu, Ortadoğu'da yeni bir krize yol açabilir. Ada'ya yönelik bir saldırı, İran'ın petrol ihracatını tamamen kesintiye uğratarak küresel petrol arzını ciddi şekilde etkileyebilir. Bu durum, dünya genelinde petrol fiyatlarını fırlatabilir ve pandemi nedeniyle zaten sarsılan ekonomiler için bir darbe daha anlamına gelebilir. İran daha önce, ABD'nin petrol tesislerine saldırması halinde Basra Körfezi'ndeki tankerleri vurma tehdidinde bulunmuştu. Böyle bir senaryo, Körfez'deki seyrüseferi tehlikeye atar ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerini doğrudan etkiler. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), olası bir krizde stratejik petrol rezervlerini devreye sokmaya hazır olduğunu açıkladı. Ancak analistler, Trump'ın bu sözlerinin bir 'pazarlık taktiği' olabileceğini, asıl hedefin İran'ı müzakere masasına çekmek olduğunu belirtiyor. Trump, daha önce de Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile benzer bir dil kullanarak görüşmeye ikna etmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Hurku Adası'nı hedef göstermesi, Türkiye için enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kaygı vericidir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden İran ve Suudi Arabistan üzerinden karşılamaktadır. Olası bir çatışma, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve pandemi sonrası toparlanma çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, bölgede yeni bir askeri kriz, TİKA ve diğer yardım kuruluşlarının faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İran'la sınır komşusu olması sebebiyle sığınmacı akını riskiyle de karşı karşıyadır. Ankara, bu tür gelişmelerde diplomatik çözümü savunduğu için Trump'ın açıklamaları Türk dış politikasıyla çelişmektedir.