ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la yaptığı iddia edilen anlaşma, dış basında büyük yankı uyandırdı. Sızdırılan 14 maddelik belge, Tahran'a verilen ağır tavizlerle dolu. The Independent gazetesinin başbakanlık muhabiri Bel Trew, söz konusu belgenin 'bir teslimiyet listesinden ibaret' olduğunu yazdı. Anlaşma metninde en tartışmalı konuların havada bırakıldığı, Tahran'ın nükleer faaliyetleri ve balistik füze programı gibi kilit başlıkların ise tamamen muğlak ifadelerle geçiştirildiği belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nı (KOEP) 2018'de tek taraflı olarak fesheden Trump yönetimi, yıllar süren azami baskı politikasının ardından Tahran'la yeni bir diyalog başlatmıştı. Sızdırılan belge, bu diyalogun ne kadar tek taraflı olduğunu gözler önüne seriyor. Anlaşma metninde ABD'nin İran'a yönelik yaptırımların büyük bölümünü kaldırmayı kabul ettiği, buna karşılık Tahran'dan nükleer kısıtlama konusunda somut adımlar istenmediği ifade ediliyor. Özellikle, İran'ın uranyum zenginleştirme programına yönelik herhangi bir sınırlama getirilmemesi, anlaşmanın en zayıf noktalarından biri olarak gösteriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Uzmanlara göre, bu anlaşma Ortadoğu'daki güç dengelerini kökünden sarsabilir. Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere bölge ülkeleri, İran'ın elini güçlendirecek bir anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor. Ayrıca, anlaşmanın Avrupalı müttefiklerle de yeni bir krize yol açması bekleniyor. AB ve Avrupa başkentleri, KOEP'in korunması için uzun süre çaba göstermiş, Trump'ın ikinci döneminde ise Avrupa'nın İran konusunda yalnız bırakılması endişesi hakim. Trew, 'Bu anlaşma yalnızca nükleer dosyayı değil, Yemen, Irak ve Suriye gibi İran'ın aktif olduğu sahalarda denklemi tamamen değiştiriyor' yorumunda bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası açısından bir dizi risk ve fırsat barındırıyor. Türkiye, uzun süredir İran'a yönelik yaptırımlara mesafeli duruyor ve Tahran'la enerji ticaretini sürdürüyor. Eğer anlaşma yürürlüğe girerse, Türkiye'nin bölgesel rekabet ve iş birliği dengelerini yeniden gözden geçirmesi gerekecek. Öte yandan, anlaşmanın belirsizlikleri ve muğlak noktaları, yeni bir gerilim dalgasına yol açabilir; bu da sınır komşusu olarak Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkileyecektir. Ankara'nın bu süreçte hem ABD hem de İran'a karşı dengeli bir diplomasi izlemesi kritik önem taşıyor.