Orta Asya'nın beş ülkesinin liderleri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in de katılımıyla bir araya geldi. Toplantı sonunda ortak bir bildiri imzalandı, ancak bu buluşma, bölgesel iş birliği platformunun genişlediği anlamına gelmiyor. 'C5' olarak bilinen format, hâlâ beş ülkeyi kapsıyor; Azerbaycan'ın sürece dahil edilmesi ise henüz resmi bir boyut kazanmadı. Peki, bu zirve ne anlama geliyor ve bölgesel dengeler açısından nasıl değerlendirilmeli?
Zirvenin Arka Planı ve Bildiri Metni
Söz konusu toplantı, Orta Asya ülkeleri — Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan — ile Azerbaycan'ın katılımıyla gerçekleşti. Taraflar, ticaret, ulaştırma, enerji ve güvenlik alanlarında iş birliğini güçlendiren ortak bir bildiri imzaladı. Ancak, bu zirvenin 'C6' formatına dönüşmediği açık.
Uzmanlar, Azerbaycan'ın bu formata dahil olma isteğinin güçlü olduğunu, ancak Orta Asya ülkelerinin kendi aralarındaki dinamikleri ve Rusya gibi dış aktörlerin etkisini göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Bildiride, bölgesel istikrar ve ekonomik iş birliği vurgusu öne çıkarken, jeopolitik gerilimlere dair doğrudan bir referans yer almadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orta Asya, son yıllarda Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, Rusya'nın Avrasya Ekonomik Birliği ve Batı'nın enerji arz güvenliği gibi konularla küresel jeopolitik rekabetin merkezlerinden biri haline geldi. Bu zirve, bölge ülkelerinin kendi aralarındaki dayanışmayı göstermesi açısından önemli, ancak Azerbaycan'ın da dahil olduğu bir yapı, Hazar havzasının enerji koridorları ve Güney Kafkasya'daki dengeler açısından kritik bir öneme sahip olabilir.
Özellikle Azerbaycan'ın Ermenistan ile yaşadığı tarihsel gerilimler ve Türkiye ile olan stratejik ortaklığı, bu oluşumun genişlemesi halinde Rusya ve İran'ı tedirgin edebilir. Ancak mevcut tabloda, 'C5' formatının devam etmesi, Rusya'nın bölgedeki etkisinin hâlâ belirleyici olduğunun bir göstergesi olarak okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya politikaları açısından önemli bir bağlam sunuyor. Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle bölgeyle yakın ilişkiler kuruyor. Azerbaycan'ın bu formata olası dahli, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu dolaylı olarak artırabilir, zira Bakü-Ankara ekseni giderek güçleniyor. Ancak Türkiye, Rusya ve Çin'in hassasiyetlerini gözetmek durumunda; bu nedenle Ankara'nın, bölgesel iş birliği platformlarına pragmatik bir yaklaşımla destek vermesi muhtemel. Ayrıca, Hazar enerji kaynaklarının Batı'ya taşınmasında Türkiye'nin transit ülke rolü, bu tür diplomatik gelişmelerin ekonomik yansımalarını da önemli kılıyor.