Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yeniden müzakere ettiği iddia edilen bir anlaşma, Cumhuriyetçi Parti'nin şahin kanadında büyük bir öfke dalgasına yol açtı. Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, eski Başkan ve Cumhuriyetçi Parti'nin simge isimlerinden Ronald Reagan'ın bu anlaşma karşısında 'mezarında ters döneceğini' belirterek anlaşmayı 'son on yılların en kötü dış politika hatası' olarak nitelendirdi. Anlaşmanın detayları henüz resmi olarak açıklanmamış olsa da, Trump'ın İran'ın nükleer programına sınırlamalar getirilmesi karşılığında ekonomik yaptırımların hafifletilmesini öngördüğü iddia ediliyor. Bu hamle, özellikle İran'a yönelik sert tutumuyla bilinen Cumhuriyetçi kanatta ciddi bir rahatsızlık yarattı.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın başkanlığı döneminde 2018 yılında tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak da bilinen nükleer anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini kısıtlama karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Trump, bu anlaşmayı 'tarihin en kötü anlaşmalarından biri' olarak nitelendirerek ayrılmış ve yerine daha kapsamlı bir anlaşma yapılması gerektiğini savunmuştu. Ancak şimdi gelen haberler, Trump'ın eski politikasının tersine bir adım attığını gösteriyor. İddialara göre Trump, Suudi Arabistan'ın arabuluculuğunda İran ile gizli görüşmeler yürütüyor. Anlaşma taslağında, İran'ın %60 seviyesindeki uranyum zenginleştirme oranını %3,67'ye düşürmesi ve uluslararası denetimlere izin vermesi karşılığında petrol ihracatı üzerindeki yaptırımların hafifletilmesi öngörülüyor. Bu durum, İsrail ve Suudi Arabistan'ın da aralarında bulunduğu bölgesel aktörlerde ciddi endişelere yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın olası sonuçları, Ortadoğu'daki güç dengelerini önemli ölçüde etkileyebilir. İran'ın ekonomik yaptırımların hafiflemesiyle birlikte bölgedeki nüfuzunu artırmasından endişe ediliyor. Özellikle Yemen, Suriye ve Lübnan'daki vekil güçler aracılığıyla etkisini genişleten Tahran yönetimi, elde edeceği ek kaynaklarla bu politikasını sürdürebilir. Ayrıca, İsrail'in İran'ın nükleer programına yönelik askeri müdahale seçenekleri de bu anlaşmayla birlikte masadan kalkabilir. Küresel ölçekte ise, ABD'nin İran konusundaki politikalarındaki bu olası değişiklik, Avrupa ülkeleri ve Rusya'nın da pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Enerji piyasaları da anlaşmadan doğrudan etkilenecek; İran petrolünün uluslararası piyasalara dönmesi durumunda petrol fiyatlarında düşüş yaşanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için bir dizi fırsat ve risk barındırıyor. Bir yandan, İran ile komşu olan Türkiye, yaptırımların hafiflemesiyle Tahran ile ticari ve enerji ilişkilerini geliştirebilir. Türkiye'nin doğalgaz ithalatında önemli bir paya sahip olan İran, anlaşma sonrası daha istikrarlı bir ticaret ortağı haline gelebilir. Diğer yandan, İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, özellikle Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin çıkarlarıyla çatışabilir. Ayrıca, ABD'nin bu hamlesi, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu NATO müttefikleri arasında bir güven bunalımı yaratabilir.