ABD'de bir federal yargıç, eski Başkan Donald Trump döneminde oluşturulan 1,8 milyar dolarlık 'silahsızlanma karşıtı' fonun kullanımını engelleyen geçici tedbir kararını uzattı. Söz konusu fon, Trump yönetiminin son günlerinde, ABD'nin müttefik ülkelere yönelik silah satışlarını ve güvenlik yardımlarını 'silahsızlanma' gerekçesiyle kesintiye uğratan ülkeleri cezalandırmak amacıyla oluşturulmuştu. Ancak plan, Kongre üyeleri ve insan hakları örgütlerinden yoğun tepki çekmiş, ardından Adalet Bakanlığı tartışmalı plandan geri adım atmıştı.
Gelişmenin arka planı
Fon, Trump'ın başkanlığının son haftalarında, ABD'nin dış yardım ve silah satışlarını 'silahsızlanma' olarak nitelendiren ülkeleri hedef alan bir başkanlık kararnamesiyle oluşturulmuştu. Kararnameye göre, ABD menşeli silah veya askeri teçhizat kullanarak 'silahsızlanma' yapan ülkelerin ABD'den alacakları yardımlar kesilecek ve bu kesintilerden elde edilen 1,8 milyar dolar, 'silahsızlanma karşıtı' bir fona aktarılacaktı. Fon, bu ülkelerin 'silahsızlanma' faaliyetlerini caydırmak için kullanılacaktı.
Ancak plan, özellikle ABD'nin müttefiki İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkeleri hedef alabileceği endişesiyle tepki çekti. Ayrıca, insan hakları grupları, fonun 'silahsızlanma' tanımının muğlak olduğunu ve ABD'nin insan hakları ihlali yapan ülkelere silah satışını teşvik edebileceğini savundu. Kongre'deki Demokrat ve Cumhuriyetçi milletvekilleri, fonun yasallığını sorgulayan mektuplar yayımladı. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı, Şubat 2021'de mahkemeye başvurarak plandan vazgeçtiğini duyurdu ve fonun kullanımının durdurulmasını talep etti.
Mahkeme, bu başvuruyu kabul ederek geçici bir tedbir kararı vermişti. Şimdi ise aynı yargıç, bu tedbiri uzattı. Karar, fonun tamamen iptal edilmesi yönünde olmasa da, Biden yönetiminin fonu kullanmasını engelliyor. Uzmanlar, mahkemenin nihai kararının, fonun geleceğini belirleyeceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, ABD'nin dış yardım ve silah satışı politikalarında önemli bir emsal teşkil ediyor. 'Silahsızlanma' kavramının ABD tarafından nasıl tanımlandığı ve bu tanımın hangi ülkeleri kapsadığı, uluslararası toplumda tartışma konusu. Özellikle Ortadoğu'da, ABD'nin müttefiki İsrail ve Suudi Arabistan'ın sık sık 'silahsızlanma' ile suçlanması, fonun bu ülkeleri hedef alabileceği endişesini doğurmuştu. Ayrıca, fonun caydırıcılık etkisi, ABD'nin küresel silah ticaretindeki rolünü de etkileyebilir.
Biden yönetimi, Trump döneminin bu politikasından uzaklaşarak daha geleneksel bir dış yardım ve silah satışı politikası izlemeyi hedefliyor. Ancak mahkemenin kararı, bu değişimin ne kadar hızlı gerçekleşeceğini belirleyecek. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi rakipler, ABD'nin silah satışındaki bu tür iç tartışmalarını kendi çıkarları için kullanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin silah satışı ve yaptırım politikalarından doğrudan etkilenen ülkelerden biri. S-400 hava savunma sistemi nedeniyle CAATSA yaptırımlarına maruz kalan Türkiye, bu fonun 'silahsızlanma' tanımı kapsamına girme riskiyle karşı karşıyaydı. Mahkemenin fonu bloke etmesi, Türkiye'nin bu ek yaptırım mekanizmasından kurtulması anlamına geliyor. Ancak, ABD'deki bu tür iç hukuki süreçler, Türkiye-ABD ilişkilerinde belirsizlik yaratmaya devam ediyor. Türkiye'nin, ABD'nin dış yardım ve silah satışı politikalarındaki değişimleri yakından takip etmesi gerekiyor.