İngiltere Savunma Bakanı John Healey’nin beklenmedik istifası, Başbakan Keir Starmer’ın siyasi mirasını ve ülkenin NATO taahhütlerine olan bağlılığını sorgulatan bir krize yol açtı. Healey, savunma bütçesinin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 2’sinin altına düşürülmesi planlarına karşı çıkarak görevinden ayrıldığını açıkladı. Bu gelişme, İşçi Partisi hükümetinin savunma politikalarında bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Starmer, Healey’in istifasını kabul ederken, ekonomi yönetiminde kemer sıkma politikalarına öncelik verdiği için eleştiriliyor. Bloomberg’den Ellen Milligan’ın analizine göre, bu istifa sadece hükümet içi bir anlaşmazlık değil, aynı zamanda İngiltere’nin küresel savunma rolünün geleceğiyle ilgili derin bir belirsizlik yaratıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Savunma Bütçesi Krizi
John Healey, Ekim 2024’te İşçi Partisi’nin zaferinin ardından Savunma Bakanı olarak atanmıştı. Göreve geldiğinde, İngiltere’nin NATO taahhütleri çerçevesinde savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 2,5’ine çıkarma sözü vermişti. Ancak Hazine Bakanı Rachel Reeves, bütçe açığını kapatmak için savunma harcamalarının yüzde 1,8’e düşürülmesini önerdi. Healey, bu hamlenin NATO müttefikleri nezdinde güvenilirliği zedeleyeceğini ve Rusya’ya karşı caydırıcılığı azaltacağını savundu.
Starmer, istifa görüşmelerinde Healey’e destek vermeyerek, ekonomik istikrarı savunma harcamalarının önüne koydu. Bu karar, İşçi Partisi içinde derin bölünmelere yol açtı. Muhalefet partileri ve bazı İşçi Partili milletvekilleri, Starmer’ı “ulusal güvenliği feda etmekle” suçluyor. Healey’in yerine geçici olarak Dışişleri Bakanı David Lammy atandı, ancak bu durum hükümet içindeki karmaşayı daha da artırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: NATO ve Avrupa Güvenliği
İngiltere, NATO’nun en büyük ikinci savunma bütçesine sahip ülkesi ve Avrupa’nın güvenlik mimarisinde kilit rol oynuyor. Savunma bütçesinin kesilmesi, sadece İngiltere’nin caydırıcılık kapasitesini değil, aynı zamanda Doğu Avrupa’daki NATO varlığını da tehdit ediyor. Özellikle Estonya’da konuşlu İngiliz birliklerinin ve Polonya’daki hava savunma sistemlerinin finansmanı risk altına giriyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Avrupa müttefiklerinin savunma harcamalarını artırması konusunda uzun süredir baskı yapıyor. Healey’in istifası, Washington’da İngiltere’nin güvenilirliğine dair soru işaretleri doğurdu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, “Müttefiklerin taahhütlerini yerine getirmesi hayati önem taşıyor” uyarısında bulundu. Bu durum, Avrupa’da savunma bütçelerinin artırılması yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Fransa ve Almanya, İngiltere’nin kararını yakından izlerken, kendi savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 2’sinin üzerine çıkarma planlarını hızlandırmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin savunma bütçesindeki bu kriz, Türkiye’nin NATO içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. İngiltere, Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de NATO’nun askeri varlığının önemli bir parçasıdır. Savunma harcamalarındaki kesinti, Türkiye’nin güney kanadında olası bir güç boşluğu yaratabilir. Ancak Türkiye, kendi savunma sanayii hamleleri ve ABD ile ilişkileri sayesinde bu durumu dengeleyebilir. Ayrıca, İngiltere’nin NATO taahhütlerini sorgulaması, Türkiye’nin savunma harcamalarının GSYH’ye oranının yüzde 2’nin üzerinde olması nedeniyle Ankara’nın ittifak içindeki elini güçlendirebilir. Kıbrıs ve Ege’deki deniz yetki alanları tartışmalarında İngiltere’nin pozisyonunun zayıflaması, Türkiye için diplomatik bir avantaj da doğurabilir.