ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada Washington ile Tahran arasında bu hafta sonu imzalanabilecek bir anlaşmanın ayrıntılarının ortaya çıkmasıyla, İran konusunda şahin tutum sergileyen çevreler anlaşmaya karşı cephe almaya başladı. Eski Hazine Bakanlığı yetkilisi Miad Maleki, 'Bu anlaşmanın İran'la yapılacak herhangi bir versiyonu, pazarlık gücünün pencereden dışarı uçtuğu anlamına gelir' dedi. Anlaşmanın kapsamı henüz netleşmezken, taraflar arasındaki müzakerelerin hız kazanması dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, 2018'de nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekildikten sonra İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını benimsemişti. Ancak son haftalarda Washington'dan gelen sinyaller, bu politikanın yumuşayabileceğine işaret ediyor. Perşembe günü Trump, anlaşmanın 'çok kapsamlı' olduğunu ve 'birkaç gün içinde' imzalanabileceğini söyledi. Anlaşmanın İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlaması ve buna karşılık bazı yaptırımların hafifletilmesini öngördüğü belirtiliyor. Ancak uzmanlar, bu tür bir anlaşmanın ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan İsrail ve Suudi Arabistan'ı endişelendireceğini vurguluyor.
Miad Maleki'nin yanı sıra, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve Senatör Tom Cotton gibi isimler de anlaşmaya karşı çıkanlar arasında. Bolton, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Bu anlaşma, İran'ın nükleer programını durdurmayacak, aksine teşvik edecek' ifadelerini kullandı. Bu eleştiriler, Trump yönetiminin içinde de bir ayrışma yaratmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın Ortadoğu'da geniş yankı uyandırması bekleniyor. İsrail, uzun süredir İran'ın nükleer programına karşı askeri seçenekleri masada tutarken, Suudi Arabistan da İran'ın bölgesel nüfuzundan rahatsız. Anlaşma, bu iki ülkenin endişelerini gidermeye yönelik mekanizmalar içermezse, bölgesel gerilim artabilir. Ayrıca, anlaşmanın ABD'nin Avrupalı müttefikleri tarafından da yakından izlendiği biliniyor. Fransa, Almanya ve İngiltere, JCPOA'nın korunması için çaba sarf etmiş, ancak Trump'ın çekilmesiyle bu çabalar sekteye uğramıştı. Yeni anlaşma, bu ülkelerin de onayını alırsa, İran'la ilişkilerde yeni bir sayfa açılabilir.
Ekonomik boyutta ise, anlaşma İran'ın petrol ihracatını artırabilir ve küresel enerji piyasalarını etkileyebilir. Uzmanlar, petrol fiyatlarında kısa vadede bir düşüş yaşanabileceğini ancak anlaşmanın kalıcılığına bağlı olarak piyasaların istikrar kazanacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasında olası bir anlaşma, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Ekonomik olarak, yaptırımların hafiflemesi İran'la ticaretin önünü açabilir; bu da Türkiye'nin enerji ithalatı ve sınır ticareti açısından olumlu olabilir. Ancak bölgesel güvenlik boyutunda, anlaşma İran'ın nükleer programını sınırlamazsa, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlık riski devam eder. Ayrıca, ABD'nin İran'la yakınlaşması, Türkiye'nin terörle mücadele ve Suriye politikasında elini güçlendirebilir veya zayıflatabilir. Ankara'nın, anlaşma sürecinde kendi çıkarlarını korumak için aktif diplomasi yürütmesi beklenir.