ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programına ilişkin yeni bir anlaşma yapılmaması halinde Washington'un askeri güç kullanarak Tahran'ı durduracağını açıkladı. Trump, bu açıklamayı 30 Mart 2025'te Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı kısa bir değerlendirme sırasında dile getirdi. 'Ya bir anlaşma yaparız ya da işi bitiririz' ifadelerini kullanan Trump, İran'ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceklerini vurguladı. Bu açıklama, Tahran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdığı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliğini sınırladığı bir döneme denk geliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın bu yeni tehdidi, 2018'de ABD'nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) tek taraflı çekilmesinin ardından başlayan gerilimin en son halkası. Trump'ın ilk döneminde uygulanan 'azami baskı' politikası, İran'ın nükleer taahhütlerini ihlal etmesine ve uranyumu %60'a kadar zenginleştirmesine yol açmıştı. Biden yönetimi döneminde müzakereler yeniden başlasa da, taraflar anlaşmaya varamadı. Trump'ın 2025'te yeniden başkan seçilmesiyle birlikte, İran'a yönelik yaptırımlar sertleştirildi veaskeri seçenek masaya getirildi. ABD'li yetkililere göre, İran'ın nükleer silah üretme eşiğine birkaç hafta içinde ulaşabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, hem İsrail hem de Körfez ülkelerinde ciddi endişe yaratıyor.
Trump'ın 'işi bitirmek' ifadesi, bazı analistlere göre sınırlı hava saldırılarından, İran'ın nükleer tesislerinin tamamen yok edilmesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayabilir. Beyaz Saray sözcüsü, Başkan'ın tüm seçeneklerin masada olduğunu netleştirdiğini söyledi. İran ise bu tehditlere karşılık olarak, İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırının ağır sonuçları olacağı uyarısında bulundu. Tahran yönetimi, ABD'nin bölgedeki askeri üslerine ve müttefiklerine misilleme yapabileceğini ima etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın bu açıklaması, Orta Doğu'da zaten yüksek olan gerilimi daha da tırmandırma potansiyeli taşıyor. İsrail, uzun süredir İran'ın nükleer programına yönelik tek taraflı askeri operasyon seçeneğini gündeminde tutarken, Trump'ın söylemi Tel Aviv'e yeşil ışık yakabilir. Buna karşılık, İran destekli Hizbullah ve Husiler gibi grupların da devreye girmesi, bölgesel bir savaş riskini artırıyor. Petrol fiyatlarında ani bir yükseliş görülürken, küresel piyasalar endişeyle izliyor. Rusya ve Çin, ABD'yi itidale çağırırken, Avrupa Birliği diplomatik çözüm arayışını sürdürüyor. Bu kriz, aynı zamanda ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığının yeniden şekillenmesine de yol açabilir; Trump yönetimi, bölgeye ek savaş uçağı ve savaş gemisi konuşlandırmayı değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu yeni kriz, Türkiye için doğrudan güvenlik ve ekonomi riskleri barındırıyor. Sınır komşusu İran'da yaşanacak bir askeri çatışma, Türkiye'ye yönelik düzensiz göç dalgasını tetikleyebilir ve PKK gibi terör örgütlerine yeni hareket alanı yaratabilir. Ekonomik olarak ise, bölgesel bir savaş enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını artırabilir. Öte yandan, Ankara, İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, ABD ile de NATO müttefiki olarak bağlarını koruyor. Türkiye'nin bu dengeli konumu, olası bir krizde arabuluculuk yapma fırsatı sunabilir, ancak mevcut gerilimde Ankara'nın net bir pozisyon alması bekleniyor.