ABD Başkanı Donald Trump, İran ile nükleer program konusunda ya bir anlaşmaya varılacağını ya da Amerika Birleşik Devletleri'nin "işi bitireceğini" açıkladı. Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bir anlaşma yapmayı tercih ederim çünkü 91 milyon insanı etkilemek istemiyorum," dedi. Bu ifadeler, Washington ile Tahran arasında yeni bir nükleer anlaşma için yürütülen görüşmelerin kritik bir aşamaya geldiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın bu sözleri, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkardığı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) raporlarına göre anlaşma yükümlülüklerini ihlal ettiği bir ortamda sarf edildi. ABD, 2018 yılında dönemin Başkanı Trump liderliğinde İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmiş ve Tahran'a yönelik ekonomik yaptırımları yeniden uygulamaya başlamıştı. O tarihten bu yana İran, uranyum zenginleştirme ve diğer nükleer faaliyetlerinde anlaşmanın izin verdiği sınırların ötesine geçti.
Trump, mevcut yönetimin İran ile müzakere masasına dönmesini eleştirirken, yeni bir anlaşmanın ancak İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetlerini de kapsaması durumunda kabul edilebilir olacağını ima etti. Eski başkan, "İran'ın nükleer silah sahibi olmasına asla izin vermeyeceğiz. Eğer müzakereler başarısız olursa, başka seçeneklerimiz var," diye ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu açıklamalar, İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik artan askeri tehditleri ve Körfez ülkelerinin bölgesel istikrarsızlık endişeleriyle aynı zamana denk geldi. İran ise Trump'ın sözlerine henüz resmi bir yanıt vermedi, ancak Tahran yönetimi daha önce yaptırımların kaldırılması olmadan doğrudan müzakerelere yanaşmayacağını belirtmişti.
Uzmanlar, Trump'ın "işi bitirmek" ifadesinin askeri müdahaleyi ima edebileceği yorumunu yaparken, ABD'nin İran'a yönelik diplomatik baskıyı artırmasının petrol fiyatlarını yükseltebileceğine ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceğine dikkat çekiyor. Öte yandan Çin ve Rusya, İran ile ticari ve askeri iş birliğini sürdürürken, ABD'nin sert tutumunun bölgede yeni bir krize yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki bu gerginlik, Türkiye için doğrudan güvenlik ve enerji arzı riskleri taşıyor. Türkiye, doğalgaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılıyor; olası bir askeri çatışma, enerji fiyatlarını artırabilir ve tedarik zincirini sekteye uğratabilir. Ayrıca, sınır komşusu İran'da istikrarsızlık, Türkiye'nin güneydoğusunda güvenlik sorunları yaratabilir ve PKK gibi terör örgütlerinin hareket alanını genişletebilir. Ankara, diplomatik çözümden yana bir tutum sergileyerek hem Washington hem de Tahran ile diyaloğu sürdürmeye çalışıyor; ancak ABD'nin askeri seçeneği masada tutması, Türkiye'yi zorlu bir denge politikasına itiyor.