ABD Başkanı Donald Trump, görev süresinin ilk döneminde yaşadığı iki ayrı azil (impeachment) sürecinin Kongre tarafından resmen "silinmesi" (expunge) için baskı yapıyor. Trump, bu adımın kendisinin "hiçbir yanlış yapmadığını" tescil edeceğini savunuyor. Ancak anayasa hukukçuları, ABD Anayasası'nda impeachment kayıtlarının silinmesine olanak tanıyan herhangi bir mekanizma bulunmadığını vurguluyor. Bu girişim, siyasi bir sembolizmden öteye geçemeyecek gibi görünüyor.
Gelişmenin arka planı
Trump, ilk kez 2019-2020 yıllarında Ukrayna'ya yardım karşılığında Biden ailesi hakkında soruşturma başlatması talebi nedeniyle Temsilciler Meclisi tarafından azledilmişti. Senato ise bu suçlamalardan beraat ettirmişti. İkinci impeachment ise 6 Ocak 2021'deki Kongre baskını sonrası "isyanı kışkırtma" suçlamasıyla geldi. Yine Senato'da beraat etti. Trump, her iki sürecin de siyasi bir cadı avı olduğunu iddia ediyor. "Expunge" (silme) kavramı, ABD Kongre tarihinde sadece 19. yüzyılda birkaç kez kullanılmış ve genellikle bir üyenin disiplin cezasını geri almak için başvurulmuş bir yöntem. Ancak impeachment kayıtları için geçerli değil. Anayasa’nın 2. Maddesi'nin 4. fıkrası ve tarihsel teamüller, impeachment sürecinin yargısal bir işlem olduğunu ve kayıtların kalıcı olduğunu belirtiyor.
Trump'ın bu çağrısı, Cumhuriyetçi Parti içinde de tartışma yarattı. Bazı Cumhuriyetçi vekiller, silme işleminin anlamsız olduğunu, zaten Trump'ın beraat ettiğini hatırlatırken, sadık destekçiler ise bu adımın sembolik önemini vurguluyor. Ancak Kongre'de bu yönde bir yasa tasarısının geçmesi için yeterli oy bulunup bulunamayacağı belirsiz.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın bu hamlesi, aslında 2024 başkanlık seçimlerine yönelik bir stratejinin parçası olarak görülüyor. Eski başkan, impeachment süreçlerini bir zafer anlatısına dönüştürerek kendi tabanını konsolide etmeye çalışıyor. Hukuki olarak imkânsız olsa da, bu girişim ABD’de yürütme ile yasama arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne seriyor. Küresel ölçekte ise, bu durum ABD demokrasisinin kurumlarına olan güveni sorgulatan bir örnek olarak değerlendiriliyor. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ABD'de siyasi kutuplaşmanın derinleşmesinden endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin iç siyasi gerilimlerini yakından takip etmekle birlikte, bu gelişmenin doğrudan Türk dış politikasına yansıması sınırlıdır. Ancak Trump'ın impeachment süreçlerini silme girişimi, ABD'de yürütme erkinin sınırlanması ve hesap verebilirlik mekanizmalarına dair tartışmaları alevlendirmektedir. Bu durum, Türkiye'nin de uluslararası hukuk ve demokratik normlara bağlılık vurgusu yaptığı bir dönemde, ABD'nin iç siyasi istikrarına ilişkin soru işaretleri yaratmaktadır. Ayrıca, Türkiye-ABD ilişkilerinde sıkça gündeme gelen yaptırım ve azil süreçlerine benzer argümanların, iki ülke arasındaki hukuki ve siyasi diyalogda kullanılma potansiyeli bulunuyor.