ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik düşmanca politikalarını yeniden canlandırarak, iki ülke arasında savaş riskini en üst düzeye çıkardı. Bu hamle, Trump'ın ikinci başkanlık dönemine damga vurma potansiyeli taşıyan bir kumar olarak değerlendiriliyor. Ne var ki, uzmanlara göre bu gerginlikten net bir zaferle çıkmanın yolu oldukça belirsiz.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı 'maksimum baskı' stratejisini yeniden uygulamaya koydu. Yeni yaptırımlar ve askeri yığınak, İran'ı müzakere masasına çekmekten ziyade, iki ülkeyi çatışmaya sürükleyebilir. İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD'nin bu hamlelerine karşılık vereceklerini açıklarken, Tahran yönetimi de nükleer faaliyetlerini hızlandırdı. Bu durum, 2015'te imzalanan ve Trump'ın 2018'de çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) tamamen çökmesine yol açabilir.
Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik askeri bir harekâtının, Orta Doğu'da geniş çaplı bir savaşa dönüşebileceği konusunda uyarıyor. İran, bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla İsrail ve Suudi Arabistan gibi ABD müttefiklerine saldırabilir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel petrol tedarikini tehlikeye atabilir. Bu senaryo, dünya ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın İran politikası, Avrupalı müttefikler ve Rusya tarafından eleştiriliyor. Avrupa Birliği, diplomatik çözüm çağrısı yaparken, Moskova ise Tahran'a askeri destek sinyali veriyor. Bu durum, ABD'nin uluslararası alanda yalnızlaşmasına neden olabilir. Öte yandan, İsrail, Trump'ın politikalarını desteklerken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Bölgedeki güç dengeleri, her an değişebilecek bir çatışma potansiyeli taşıyor.
Ekonomik cephede, petrol fiyatları yükselişe geçti. Brent petrolün varil fiyatı, İran geriliminin yeniden alevlenmesiyle 90 doların üzerine çıktı. Küresel piyasalar, olası bir savaşın enerji maliyetlerini artıracağı ve tedarik zincirlerini bozacağı endişesiyle dalgalı seyrediyor. Ayrıca, Trump'ın yaptırımları, İran ekonomisini zaten zor durumda bırakırken, halkın tepkisi rejimi daha da istikrarsızlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 535 kilometrelik bir sınıra sahip olup, bu gerilimden doğrudan etkilenebilir. Olası bir savaş, Türkiye'ye yönelik göç dalgaları yaratabilir ve terör örgütü PKK'nın faaliyetlerini artırmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran ve bölgeden karşılaması, enerji fiyatlarındaki artışın ekonomiyi olumsuz etkilemesine yol açabilir. Ankara, hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda kalacak, bu da dış politikada manevra alanını daraltacaktır.