Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusundaki Ituri eyaletinde sağlık çalışanları, ödenmeyen maaşları protesto etmek amacıyla greve başlarken, ülke genelinde Ebola vaka sayısı 2 bini aştı. Yetkililer, salgının başladığı Ağustos 2018'den bu yana 2.000'den fazla vakanın tespit edildiğini ve 754 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Grev, sağlık sisteminin zaten kırılgan olduğu bir dönemde salgınla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor.
Grev ve salgının seyri
Ituri eyaletinde çalışan sağlık personeli, hükümetin aylardır maaşlarını ödemediğini belirterek grev kararı aldı. Yaklaşık 400 sağlık çalışanının katıldığı grev, salgınla mücadelede kritik öneme sahip bölgelerdeki tedavi merkezlerini olumsuz etkiledi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri, grevin kontrol altına alınamayan bölgelerde virüsün yayılmasını hızlandırabileceği uyarısında bulundu. Bu arada, Ebola'ya karşı yürütülen aşılama kampanyası da grevden etkileniyor; zira aşı ekipleri de büyük ölçüde grevci personelden oluşuyor.
Ebola, yüksek ateş, kanama ve organ yetmezliğine yol açan ölümcül bir virüs. KDC'de devam eden salgın, ülke tarihinde görülen en büyük ikinci salgın. İlk büyük salgın 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'da 11 binden fazla kişinin ölümüne neden olmuştu. KDC'de şu ana kadar 140 binden fazla kişi aşılandı, ancak sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar ve toplumsal direnç aşılama çalışmalarını sekteye uğratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ebola salgını, sadece KDC için değil, komşu ülkeler için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uganda, Ruanda ve Burundi sınırlarına yakın bölgelerde artan vaka sayıları, sınır ötesi yayılma riskini artırıyor. DSÖ, salgının uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olarak sınıflandırılması çağrısı yapıyor. Küresel sağlık topluluğu, salgının kontrol altına alınmaması halinde Ebola'nın Afrika Boynuzu'na ve daha geniş bir coğrafyaya sıçrayabileceği konusunda uyarıyor. Ancak grev ve mali kaynak eksikliği, müdahale kapasitesini ciddi şekilde sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin KDC ile doğrudan sınırı olmamakla birlikte, Sahra Altı Afrika'da artan ticari ve diplomatik ilişkileri nedeniyle salgın Türkiye açısından da önem taşıyor. Türkiye, bölgede sağlık altyapısının güçlendirilmesine yönelik yardımlarını sürdürüyorken, Ebola salgınının kontrolsüz yayılması, özellikle Türk iş insanları ve kalkınma projelerinin yürütüldüğü bölgelerde risk oluşturabilir. Ayrıca, salgının uluslararası bir krize dönüşmesi halinde Türkiye'nin insani yardım politikaları kapsamında müdahil olması gerekebilir. Bu nedenle, Türk sağlık ve dış politika yetkililerinin salgının seyrini yakından izlemesi ve olası bir müdahale planı hazırlaması yerinde olacaktır.