ABD Başkanı Donald Trump, Yemen merkezli Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemi trafiğini hedef alan saldırılarının ardından İran'ın altyapısını vurma tehdidinde bulundu. Trump, Husilerin hamisi olarak görülen İran'ın, Hürmüz Boğazı'ndan geçen herhangi bir gemiye yönelik bir saldırıya karşılık olarak bir köprü veya enerji santralinin “yok edileceğini” söyledi. Bu açıklama, bölgedeki gerginliği tırmandırırken küresel enerji piyasalarında da endişeye yol açtı.
Gelişmenin arka planı
Yemen'deki İran destekli Husiler, Gazze savaşının başlamasının ardından Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı olduğunu iddia ettikleri ticaret gemilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu durum, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği stratejik su yolunda büyük bir aksamaya neden oldu. Trump yönetimi, uzun süredir Husilerin İran tarafından finanse edildiğini ve silahlandırıldığını savunuyor. Başkan Trump, bu bağlantıyı gerekçe göstererek İran'ı doğrudan hedef alan bir söylem geliştirdi. Trump, “Eğer İran Hürmüz Boğazı'nda bir gemiye ateş ederse, bir köprüyü veya bir enerji santralini yok ederiz. Bunu yapacağız.” ifadelerini kullandı. Bu tehdit, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırma kararının hemen ardından geldi.
İran, Trump'ın tehditlerine karşılık olarak Hürmüz Boğazı'nın kendileri için kritik bir geçiş noktası olduğunu ve herhangi bir saldırıya orantılı yanıt vereceklerini belirtti. Tahran yönetimi, ayrıca bölgedeki ABD askeri üslerinin menzilinde olduğunu hatırlattı. Uzmanlar, Trump'ın tehditlerinin İran'ı müzakere masasına çekmeyi amaçlayan bir “maksimum baskı” taktiğinin parçası olduğunu değerlendiriyor. Ancak bu tür bir söylemin yanlış hesaplamalara ve istenmeyen bir askeri çatışmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği hayati bir enerji koridorudur. İran'ın bu boğazı kapatma tehdidi, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olabiliyor. Trump'ın tehditleri, piyasalarda belirsizliği artırdı ve petrol fiyatları varil başına 75 dolar seviyelerinde dalgalanmaya başladı. Öte yandan, Husilerin Kızıldeniz'deki ablukası, Mısır'ın Süveyş Kanalı gelirlerini önemli ölçüde düşürürken, küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açıyor. Bu durum, Avrupa ve Asya arasındaki ticaret rotalarının güvenliğini tehdit ediyor.
Bölgesel güçlerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran-Husi ittifakının yarattığı tehdit karşısında ABD ile işbirliğini derinleştiriyor. Ancak bu ülkeler aynı zamanda Yemen'deki savaşın sona ermesi için diplomatik çabaları da destekliyor. Trump'ın tehditleri, İran'ın nükleer programına yönelik müzakereleri de etkileyebilir. İran, ABD'nin maksimum baskı politikasının başarısız olduğunu iddia ederken, Trump yönetimi ise Tahran'ın taviz vermesi için baskıyı artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu gerilim, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Türkiye, enerji ithalatının önemli bir kısmını İran ve bölge ülkelerinden karşılamaktadır. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliği, Türkiye'nin ihracat rotaları üzerinde doğrudan etkilidir. Gerginliğin artması, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolünü öne çıkarabilir. Ancak Ankara, ABD ve İran arasında denge politikası izlemek durumunda kalabilir. Türkiye, bir yandan NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini korurken, diğer yandan enerji ve güvenlik alanında İran ile işbirliğini sürdürmek isteyecektir.