2025 yılında analist Nurlan Aliyev, Rusya'nın sözde araştırma filosunun, Kuzey Atlantik'teki kritik denizaltı kablolarına ve enerji hatlarına yönelik bir sabotaj tehdidi oluşturduğunu öne süren çarpıcı bir makale kaleme almıştı. Aliyev, NATO'nun bu tehdide karşı kararlı bir şekilde harekete geçmesi gerektiğini savunmuştu. Bir yıl sonra kendisiyle yaptığımız söyleşide, bu argümanların ne kadarının gerçekleştiğini ve Rusya'nın denizaltı faaliyetlerinin bugün nasıl bir tablo çizdiğini değerlendirdi. Rus donanmasına bağlı "araştırma" gemileri, uluslararası sularda giderek daha fazla görülürken, uzmanlar bu gemilerin aslında istihbarat toplama ve altyapıya zarar verme amaçlı olduğu konusunda uyarıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Aliyev'in 2025 tarihli makalesi, Rusya'nın sivil görünümlü ama askeri kapasiteye sahip gemilerinin Atlantik ve Baltık'taki hareketliliğine dikkat çekiyordu. Bu gemilerin bir kısmı, okyanus tabanındaki fiber optik kabloları ve doğal gaz boru hatlarını haritalandırmakla suçlanıyor. Özellikle Kuzey Akım boru hatlarının 2022'deki sabotajından sonra, Avrupa ülkeleri bu tür faaliyetlere karşı daha duyarlı hale geldi. Aliyev, NATO'nun bu gemileri yakından izlemesi ve gerektiğinde caydırıcı önlemler alması gerektiğini belirtmişti. O dönemde bazı NATO üyeleri, Rusya'nın bu faaliyetlerini "bilimsel araştırma" olarak nitelendirip göz ardı etme eğilimindeydi.
Bir yıl sonra geldiğimiz noktada, Rusya'nın denizaltı faaliyetlerinde belirgin bir artış olduğu gözlemleniyor. İngiltere, Norveç ve Almanya gibi ülkeler, kendi kıyı sularında şüpheli Rus gemilerinin geçişlerini rapor etti. Bu gemilerin çoğu, okyanus tabanını tarayabilen sonar sistemleri ve uzaktan kumandalı denizaltılar ile donatılmış durumda. Bu ekipmanlar, hem bilimsel araştırma hem de sabotaj için kullanılabilir nitelikte. Örneğin, Rusya'nın "Yantar" sınıfı araştırma gemisi, hem derin deniz araştırmaları yapabilen hem de denizaltı kablolarına müdahale edebilen bir altyapıya sahip.
NATO, bu tehdide karşı bazı önlemler almayı başardı. İttifak, denizaltı ağlarının korunması için özel bir görev gücü oluşturdu ve üye ülkelerin deniz kuvvetleriyle koordineli devriyeler düzenleniyor. Ancak Aliyev, bu önlemlerin yetersiz olduğunu düşünüyor. Ona göre, Rusya'nın amacı sadece altyapıya zarar vermek değil; aynı zamanda Batı'nın bu korkusunu kullanarak psikolojik üstünlük sağlamak. Rusya, denizaltı kablolarının kesilmesi durumunda küresel internet trafiğinin önemli bir bölümünün etkileneceğini ve bunun Batı ekonomileri için büyük bir darbe olacağını bilerek hareket ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın bu faaliyetleri yalnızca Atlantik bölgesini değil, aynı zamanda Pasifik ve Akdeniz'i de kapsıyor. Özellikle Akdeniz'de Doğu Akdeniz'deki doğal gaz sahaları, Rusya'nın ilgi odağı haline gelmiş durumda. Türkiye'nin de yer aldığı bu bölgede, Rus araştırma gemilerinin sık sık görülmesi, enerji güvenliği açısından yeni bir tehdit unsuru oluşturuyor. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı'nın yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmışken, bu tür faaliyetlerle Batı'ya karşı koz elde etmeye çalışıyor.
Küresel ölçekte, denizaltı kablolarının korunması giderek daha kritik bir mesele haline geliyor. Dünya genelindeki internet trafiğinin yüzde 99'u bu kablolar üzerinden taşınıyor. Bu nedenle, birkaç kablonun kesilmesi bile milyarlarca dolar ekonomik kayba yol açabilir. Uzmanlar, bu kabloların haritalandırılması ve korunması için uluslararası bir işbirliğinin şart olduğunu vurguluyor. NATO bu konuda öncü bir rol üstlenmeye çalışsa da, Çin gibi diğer ülkelerin de benzer araştırma faaliyetleri yürüttüğü hatırlatılıyor.
Aliyev ile yaptığımız değerlendirmede, Rusya'nın bu taktiğinin aslında bir hibrit savaş yöntemi olduğu sonucuna varıyoruz. Rusya, askeri bir çatışma başlatmadan Batı'ya karşı ekonomik ve psikolojik baskı oluşturmaya çalışıyor. Bu durum, uluslararası hukukun denizcilik alanındaki boşluklarını da ortaya çıkarıyor. "Araştırma" gemisi statüsü, Rusya'ya sivil bir gemi gibi uluslararası sularda serbest dolaşım hakkı veriyor ve bu gemilerin denetlenmesi zorlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji hatlarının kesişim noktasında yer alan bir ülke olarak, Rusya'nın denizaltı faaliyetlerinden doğrudan etkilenme potansiyeline sahip. Akdeniz'de Rus araştırma gemilerinin varlığı, Türkiye'nin enerji güvenliği ve deniz yetki alanları açısından bir tehdit oluşturabilir. Türkiye, NATO üyesi olarak bu konuda ittifakın önlemlerine katkıda bulunabilir ve kendi kıta sahanlığındaki kritik altyapıları korumak için ulusal bir strateji geliştirmelidir. Ayrıca, Rusya ile dengeli ilişkilerini sürdürürken, uluslararası hukukun kendisine tanıdığı hakları sonuna kadar kullanmalıdır. Bu gelişme, Türkiye'nin deniz güvenliği politikalarında yeni bir farkındalık yaratmalıdır.