ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması halinde Tahran’ı “ele geçireceği” tehdidinde bulunduğu ve bu tehditleri küfürlü ifadelerle süslediği ileri sürüldü. Öte yandan Trump’ın danışmanları, İsrail’in Lübnan’a yönelik kara harekâtını, var olan ateşkes müzakerelerini sabote etme girişimi olarak değerlendiriyor.
Hürmüz Boğazı Krizi ve Trump’ın Çıkışı
İddiaya göre Trump, kapalı kapılar ardında yaptığı bir konuşmada, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını “kırmızı çizgi” olarak nitelendirdi ve böyle bir durumda ABD’nin İran’a karşı “topyekûn bir askeri operasyon” başlatacağını söyledi. Başkan’ın bu ifadeleri, bölgede tansiyonun yükseldiği bir döneme denk geliyor. Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor. İran’ın bu boğazı kapatma tehdidi, geçmişte de defalarca gündeme gelmiş ancak hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanmamıştı.
Uzmanlara göre Trump’ın bu kadar sert ve kişisel bir üslup kullanması, hem İran’a gözdağı verme hem de iç politikada şahin duruşunu pekiştirme amacı taşıyor. Ancak bu tür bir açıklama, bölgedeki müttefikler de dahil olmak üzere pek çok ülkeyi tedirgin etti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, olası bir çatışmanın kendi topraklarına sıçramasından endişe ediyor.
İsrail’in Lübnan Hamlesi ve Ateşkes Görüşmeleri
İsrail’in Lübnan’a yönelik son askeri operasyonu ise Beyaz Saray’da farklı yorumlanıyor. Trump’ın danışmanları, bu saldırının İsrail’in mevcut ateşkes müzakerelerini baltalamak için tasarlanmış bir adım olduğunu düşünüyor. Hizbullah’ın kuzey sınırındaki varlığına karşı başlatılan operasyon, sivil kayıplara yol açarken uluslararası toplumun tepkisini çekiyor.
Beyaz Saray kaynakları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu hamlesinin, ABD’nin arabuluculuk çabalarını zayıflattığını ve bölgede yeni bir savaşın fitilini ateşleyebileceğini belirtiyor. Öte yandan İsrail, operasyonun kendini savunma amaçlı olduğunu ve Hizbullah’ın roket tehdidini ortadan kaldırmayı hedeflediğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından kritik bir risk oluşturur. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran’dan karşılıyor; boğazın kapanması akaryakıt fiyatlarında ani yükselişe ve enerji arzında kesintiye yol açabilir. Ayrıca İsrail’in Lübnan operasyonu, Suriye ve Irak üzerinden Türkiye’ye sıçrayabilecek yeni bir göç dalgası ve sınır güvenliği tehdidi doğuruyor. Ankara’nın bu gelişmeler karşısında hem diplomatik girişimlerini hızlandırması hem de enerji kaynaklarını çeşitlendirme stratejisini acilen devreye sokması beklenir.