İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında neredeyse 45 yıl aradan sonra ilk kez doğrudan diplomatik temas kurulduğu ve 60 günlük bir yol haritası çerçevesinde tarihi barış görüşmelerinin başlatıldığı bildirildi. Görüşmeler, İsviçre'nin Zürih kentinde 23 Mayıs 2025'te başladı ve iki taraf da sürecin başarıya ulaşması için kararlı olduklarını ifade etti. Görüşmelerin temel gündem maddeleri arasında İran'ın nükleer programı, bölgesel güvenlik meseleleri ve ekonomik yaptırımların kaldırılması yer alıyor.
Görüşmelerin arka planı
Tahran yönetimi, ABD ile müzakere masasına oturma kararını, nükleer anlaşmanın (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) yeniden canlandırılması ve ekonomik yaptırımların hafifletilmesi beklentisiyle aldı. İran Dışişleri Bakanı Seyid İbrahim Reisi, müzakereler öncesinde yaptığı açıklamada, “Adil ve onurlu bir anlaşmaya varmak için kararlıyız, ancak tehdit ve baskıya boyun eğmeyeceğiz” dedi. ABD tarafında ise Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, diplomatik çözümün askeri seçeneklerden daha tercih edilir olduğunu vurgularken, İran'ın nükleer faaliyetlerinin şeffaf hale getirilmesinin önkoşul olduğunu belirtti.
Görüşmelere aracılık eden İsviçre, iki ülke arasındaki çıkar menfaatlerini temsil etme rolünü üstlenirken, Avrupa Birliği de sürece gözlemci olarak katılıyor. İlk tur görüşmelerde, 60 günlük yol haritasının detayları ele alındı. Buna göre ilk 30 günlük süreçte, teknik heyetler nükleer altyapının denetimi, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ve insani yardım koridorlarının açılması gibi konularda çalışma yapacak. İkinci 30 günlük dönem ise siyasi mutabakat metninin hazırlanmasına ayrılacak.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD müzakerelerinin Orta Doğu'da geniş yankı uyandırması bekleniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, bir anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlayacağını düşünürken, İsrail ise sürece temkinli yaklaşıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına izin verilmemesi gerektiğini yineleyerek, anlaşma metninde sıkı denetim mekanizmalarının yer almasını talep etti. Öte yandan Rusya ve Çin, görüşmeleri olumlu karşıladıklarını ancak bölgede kendi çıkarlarının gözetilmesi gerektiğini ifade etti.
Küresel enerji piyasaları da gelişmeleri yakından takip ediyor. Petrol fiyatları, müzakerelerin başladığı gün yüzde 2 oranında geriledi. Analistler, İran'ın uluslararası piyasalara dönüşünün petrol arzını artıracağını ve fiyatları düşüreceğini öngörüyor. Ayrıca, İran üzerindeki yaptırımların kalkması durumunda, ülkenin doğalgaz ve petrokimya ihracatında önemli artış bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle Tahran-Washington hattındaki gelişmeleri yakından izliyor. Olası bir anlaşma, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran'la ticaret hacmini artırabilir. Ayrıca, bölgesel istikrar, Suriye ve Irak'taki Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da olumlu etkileyebilir. Ancak, sürecin başarısız olması halinde yeni bir gerginlik dalgası Türkiye'yi göç ve güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakabilir. Ankara, diplomatik çözümü desteklediğini açıklarken, sürecin kendi çıkarlarını da gözeten bir şekilde ilerlemesini umuyor.