Fransa'nın başkenti Paris'te, İran'da siyasi mahkumlara uygulanan idamları protesto etmek amacıyla düzenlenen gösteri, kolluk kuvvetlerinin müdahalesiyle sonuçlandı. Cumartesi günü Les Invalides yakınlarındaki Place Vauban'da toplanan yüzlerce protestocu, valiliğin yasak kararına rağmen alana akın etti. Organizatörler, polisin 20 kişiyi gözaltına aldığını duyurdu. Göstericiler, İran yönetiminin son haftalarda artırdığı infazları kınayarak, uluslararası topluma daha sert yaptırımlar çağrısında bulundu.
Gösterinin arka planı ve yasak kararı
Paris Valiliği, güvenlik gerekçesiyle gösteriyi yasaklamış ancak protestocular sosyal medya üzerinden örgütlenerek yasağa rağmen bir araya geldi. Fransa'da son dönemde İran'daki insan hakları ihlallerine yönelik hassasiyet artmış durumda. Gösteriye katılanlar, İran'da devrim muhafızlarının bağlantılı olduğu yargı süreçlerinde verilen idam cezalarını hedef alan pankartlar taşıdı. İran Merkezi İstatistik Kurumu'nun verilerine göre, 2023 yılında ülkede en az 853 kişi idam edildi; bu sayı son on yılın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti. Özellikle Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan protesto dalgasının ardından yargılanan aktivistlerin infazları, uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekiyor.
Protestocular, İran'daki rejimin muhaliflere yönelik baskılarını ve keyfi infazları kınarken, Avrupa Birliği'ne İran Devrim Muhafızları'nı terör örgütü listesine alması çağrısını yineledi. Fransa'da yaşayan İranlı muhalifler, Paris'teki gösterinin sembolik önemine vurgu yaparak, İran halkının sesini duyurmak istediklerini belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'daki idam dalgası, sadece İran iç siyasetini değil, bölgesel dengeleri de etkiliyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Tahran yönetimine yönelik yaptırımları artırma sinyali verirken, Fransa bu konuda en sert tutumu sergileyen ülkelerden biri. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, İran'daki insan hakları ihlallerinin kabul edilemez olduğunu ve Paris'in bu konuda uluslararası platformlarda girişimlerini sürdüreceğini ifade etmişti. Öte yandan Tahran yönetimi, Batılı ülkelerin içişlerine karıştığı gerekçesiyle bu eleştirileri reddediyor ve idamların yargı bağımsızlığı çerçevesinde gerçekleştiğini savunuyor.
İran'daki protestolar ve idamlar, Orta Doğu'da demokrasi ve insan hakları mücadelesinin bir parçası olarak görülüyor. Bölgede Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran'ın iç istikrarsızlığını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışırken, Türkiye ise hem İran'la ekonomik ilişkilerini sürdürme hem de insan hakları konusunda duyarlı bir politika izleme arasında denge kurmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu bir ülke olarak Tahran yönetiminin iç istikrarını yakından takip ediyor. İran'daki idam dalgası ve buna karşı Avrupa'da yükselen tepkiler, Türkiye'nin dış politikasında iki yönlü bir etki yaratabilir. Bir yandan Türkiye, İran'la enerji ve ticaret alanındaki iş birliğini sürdürmek isterken, diğer yandan Avrupa Birliği ile ilişkilerinde insan hakları konusundaki hassasiyetini göstermek zorunda. Fransa'da yaşanan bu gösteri, Türk kamuoyunda İran politikalarına dair farkındalığı artırabilir ve Ankara'nın bölgedeki insan hakları söylemini güçlendirmesine vesile olabilir. Ancak doğrudan bir etkiden söz etmek güç; zira Türkiye'nin İran politikası pragmatik temellere dayanıyor.