Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, örgütünün İsrail tarafından yapılacak her türlü ihlale yanıt vereceğini açıkladı. Bu açıklama, bölgede ateşkesin kırılgan olduğu bir dönemde geldi. Nasrallah, İsrail'in Lübnan sınırındaki ihlallerine ve Gazze'deki saldırılarına atıfta bulunarak, Hizbullah'ın caydırıcılık kabiliyetini koruduğunu vurguladı. Açıklama, İsrail-Lübnan sınırında son haftalarda artan gerilim ve çatışmaların ortasında yapıldı.
Gelişmenin arka planı
Hizbullah, 2006'daki savaştan bu yana İsrail ile en ciddi çatışmalarını yaşıyor. Son aylarda sınırda devriye gezen İsrail askerlerine yönelik saldırılar düzenleyen örgüt, İsrail'in hava saldırılarıyla karşılık vermesine neden oldu. Nasrallah'ın açıklaması, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini kınarken, direniş ekseninin aktif olduğunu göstermek istiyor. Ayrıca örgüt, Suriye'deki varlığını güçlendirirken, İsrail'in İran hedeflerine yönelik saldırılarına misilleme yapacağını ima ediyor.
Nasrallah'ın konuşmasının zamanlaması dikkat çekici: ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın bölge ziyareti öncesinde yapılan açıklama, ateşkes çabalarına gölge düşürdü. İsrail ise Hizbullah'ın sınırdaki varlığını tehdit olarak görüyor ve Lübnan hükümetini örgütü silahsızlandırmaya çağırıyor. Ancak Lübnan'daki siyasi kriz ve Hizbullah'ın askeri gücü bu çağrıları etkisiz kılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hizbullah'ın tehdidi, İsrail'i iki cepheli bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor: Gazze'de Hamas'la mücadele eden İsrail, kuzey sınırında Hizbullah'ın olası bir saldırısına karşı hazırlıklı olmak zorunda. Bu durum, bölgedeki askeri dengeleri değiştirebilir. İran'ın bölgesel vekilleri arasında yer alan Hizbullah, Tahran'ın İsrail'i çevreleme stratejisinin önemli bir parçası. Son aylarda İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin durması ve İsrail'in İran'a yönelik siber saldırıları, tansiyonu artırdı.
Bu gelişmeler, ABD'nin bölgedeki angajmanını da yakından ilgilendiriyor. Washington, İsrail'in güvenliğini garanti altına almak isterken, aynı zamanda İran'la doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya çalışıyor. Hizbullah'ın açıklamaları, ABD'nin arabuluculuk çabalarını zora sokabilir. Ayrıca, Lübnan'ın derin ekonomik krizi göz önüne alındığında, yeni bir savaş ülkeyi felakete sürükleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hizbullah-İsrail gerginliği, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de bölgesel istikrar açısından kritik. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Lübnan'daki Türkmen varlığı nedeniyle Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. İki cepheli bir savaş, Türkiye'nin bölgedeki ticaret ve enerji projelerini (örneğin, Doğu Akdeniz doğalgazı) olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan arasındaki rekabet bağlamında, Hizbullah'ın güçlenmesi Ankara'nın bölgesel denklemdeki konumunu değiştirebilir. Ankara, İsrail ile son dönemdeki normalleşme çabalarını sürdürürken, Lübnan'da barışın korunmasını ve Hizbullah'ın kontrollü bir aktör olarak kalmasını tercih ediyor.