ABD Başkanı Donald Trump, 13 Temmuz'da yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün muhtemelen ABD tarafından üstlenileceğini ve bu hayati su yolunun güvenliğini sağlamanın karşılığında ABD'nin tazmin edilmesi gerektiğini belirtti. Trump, Washington'da düzenlenen bir basın toplantısında, "Hürmüz Boğazı'na sahip çıkacağız ve bunun için para alacağız. Biz bunu yaparken dünya ticareti devam edecek" ifadelerini kullandı. Başkan, ABD Donanması'nın bölgedeki varlığının maliyetine dikkat çekerek, uluslararası toplumun bu masrafı karşılaması gerektiğini savundu.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın bu sözleri, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasını sürdürdüğü bir dönemde geldi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir geçit konumunda. İran, daha önce boğazı kapatmakla tehdit etmiş ve bu da küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açmıştı. ABD, 2019'da Suudi Arabistan petrol tesislerine yapılan saldırının ardından bölgeye ek askeri güç sevk etmişti. Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenliğin sağlanması için müttefiklerden daha fazla katkı talep ediyor. Başkan, "Biz tüm dünyayı koruyoruz ve bunu ücretsiz yapmamalıyız" diyerek, özellikle Çin ve Japonya gibi enerji ithalatçılarının bu maliyete ortak olması gerektiğini ima etti.
Trump'ın bu çıkışı, ABD'nin askeri varlığını ticarileştirme eğiliminin bir parçası olarak görülüyor. Geçmişte, ABD'nin Güney Kore ve Almanya'daki asker varlığı karşılığında daha fazla katkı talep etmişti. Ancak Hürmüz Boğazı gibi uluslararası bir su yolunun kontrolü için doğrudan ücret talep etmesi, deniz hukuku açısından tartışmalı. Boğaz, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre transit geçiş rejimine tabi ve tek bir devletin kontrolüne bırakılması uluslararası teamüllere aykırı.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın açıklaması, bölgesel güçlerin tepkisine yol açtı. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Basra Körfezi'nin güvenliği bölge ülkelerinin sorumluluğundadır" diyerek ABD'nin müdahalesini reddetti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise henüz resmi bir yorum yapmadı. Uzmanlar, ABD'nin boğazın kontrolünü üstlenmesinin, İran'la doğrudan bir çatışma riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, Çin ve Hindistan gibi enerji bağımlısı ülkelerin, bu tür bir uygulamaya sıcak bakmayacağı belirtiliyor. Küresel petrol fiyatları, haberin ardından yaklaşık %2 oranında yükseldi. Boğazın tıkanması durumunda, günlük yaklaşık 17 milyon varil petrolün geçişi tehlikeye girecek; bu da küresel arzda büyük bir kesinti anlamına geliyor. Trump yönetimi, bu riski bertaraf etmek için bölgede bir uluslararası koalisyon kurmayı da düşünüyor ancak müttefiklerin ne kadar istekli olduğu belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından önemlidir. Türkiye, petrol ithalatının büyük bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden yapıyor; Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir istikrarsızlık, enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, NATO üyesi olarak ABD'nin bölgedeki askeri varlığına dolaylı olarak dahil olma riski bulunuyor. Türkiye, İran'la enerji ticareti ve komşuluk ilişkilerini dengelemek zorunda. Trump'ın bu söylemi, Ankara'nın hem ABD hem de İran'la ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektirecek. Bölgesel bir güç olarak Türkiye, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasında söz sahibi olmak isteyebilir ancak ABD'nin tek taraflı kontrolüne karşı çıkması muhtemeldir.