İran Devrim Muhafızları, Pazartesi günü yaptığı açıklamayla, ABD'nin İran’daki hedeflere yönelik saldırılarına misilleme olarak Ortadoğu’daki çeşitli Amerikan askeri üslerini vurduğunu duyurdu. Açıklamada, söz konusu saldırıların birden fazla ülkede gerçekleştirildiği belirtilirken, ABD kaynakları henüz resmi bir yanıt vermedi. Gerilimin tırmanmasıyla birlikte stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda kontrol mücadelesi yeniden alevlendi. Başkan Donald Trump, Fox News’a verdiği telefon röportajında, İran’ın eylemlerine karşılık verileceğini ima etti.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki gerilim, son haftalarda bir dizi karşılıklı saldırıyla zirveye ulaştı. Pentagon kaynakları, İran’ın yerel saatle sabah erken saatlerde başlattığı saldırılarda balistik füzeler ve insansız hava araçlarının kullanıldığını bildirdi. Saldırıların, Irak, Suriye ve Yemen’deki ABD üslerini hedef aldığı iddia ediliyor. İran Devrim Muhafızları, operasyonun “ABD’nin İran topraklarındaki hedeflere yönelik hain saldırısına” bir cevap olduğunu vurguladı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların püskürtüldüğünü ve can kaybı yaşanmadığını açıklasa da bağımsız kaynaklar durumu teyit etmiş değil. Bölgedeki askeri kaynaklar, hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ve bazı füzelerin düşürüldüğünü aktardı. İran’ın bu hamlesi, Ocak 2020’de General Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden bu yana en ciddi doğrudan çatışma olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İran’ın saldırı iddiası, küresel enerji piyasalarında tedirginliğe yol açtı. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda tırmanan gerilim, ham petrol fiyatlarını yüzde 5’in üzerinde yükseltti. ABD ve İran, boğazın kontrolü konusunda uzun süredir karşı karşıya geliyor; Tahran, geçmişte boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu.
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, Rusya ve Çin resmi açıklamalardan kaçındı. NATO, üye ülkelerin bölgedeki varlığını artırabileceğini sinyalledi. Uzmanlar, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskinin yüksek olduğunu, özellikle İran’ın vekil güçlerinin (Lübnan Hizbullah’ı, Yemen Husileri) devreye girmesi halinde durumun daha da karmaşıklaşacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin tırmanması, Türkiye için doğrudan güvenlik riski oluşturuyor. Türkiye, ABD ile NATO müttefiki olmasına karşın İran’la sınır komşusu ve enerji tedarikinde önemli bir aktör. Katar’daki ABD üssüne yönelik olası bir saldırı, Ankara’nın ev sahipliği yaptığı İncirlik Üssü’nü de tehdit edebilir. Ayrıca, Suriye ve Irak’ta Türk askerinin bulunduğu bölgelerde tansiyon yükselebilir. Ekonomik olarak, petrol fiyatlarındaki artış Türkiye’nin cari açığını büyütebilir; ancak boğazın kontrolü konusunda Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi’nden kaynaklanan hakları, bölgesel bir krizde Ankara’ya diplomatik avantaj sağlayabilir.