Çin, ABD'nin Yemen'deki son hava saldırılarının ardından İran'ın kapatıldığını ilan ettiği Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılması çağrısında bulundu. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu stratejik su yolu, Çin'in ham petrol ithalatının yüzde 40'ını oluşturuyor. Pekin yönetimi, boğazın kapatılmasının küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz hafta Yemen'deki Husilere yönelik geniş çaplı hava operasyonları düzenledi. Pentagon, bu saldırıların Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları durdurmayı hedeflediğini açıkladı. Ancak İran, ABD'nin bölgedeki varlığını 'provokasyon' olarak nitelendirerek Hürmüz Boğazı'nı tüm gemi geçişlerine kapattığını duyurdu. İran Devrim Muhafızları, boğazın kontrolünün kendilerinde olduğunu ve bu kararın Tahran'ın ulusal güvenlik çıkarlarını korumak amacıyla alındığını belirtti.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz hukuku çerçevesinde serbest geçişe açık olması gerektiğini vurguladı. Sözcü, 'Tüm tarafları itidal göstermeye ve gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz' ifadelerini kullandı. Çin'in en büyük petrol tedarikçileri arasında Suudi Arabistan, Irak ve İran bulunuyor; bu ülkelerin tümü ham petrol ihracatını Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, yalnızca Çin'i değil, Japonya, Hindistan ve Güney Kore gibi Asya'nın diğer büyük petrol ithalatçılarını da doğrudan etkiliyor. Küresel petrol fiyatları, haberin duyulmasının ardından varil başına yüzde 8 artışla 95 doların üzerine çıktı. ABD, bölgeye ek savaş gemileri gönderme kararı alırken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri alternatif güzergahlar oluşturma çabalarını hızlandırdı. Uzmanlar, boğazın uzun süreli kapatılmasının küresel resesyon riskini artırabileceği konusunda uyarıyor. İran ise bu hamlesiyle ABD'nin bölgedeki askeri varlığına karşı elini güçlendirmeyi ve nükleer müzakerelerde pazarlık pozisyonunu yükseltmeyi amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişmeden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin cari açığını artırabilir ve enflasyonist baskıları derinleştirebilir. Ayrıca, boğazın kapatılması Türkiye'den geçen enerji koridorlarının önemini artırabilir; Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı gibi alternatif güzergahlar daha kritik hale gelebilir. Türkiye'nin, hem İran hem de ABD ile dengeli bir diplomasi yürütmesi ve enerji arz güvenliği için alternatif kaynaklara yönelmesi gerekiyor. Bu kriz, Türkiye'nin enerji çeşitlendirme politikalarının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.