ABD Senatosu, hafta sonu yaşanan beklenmedik bir kaybın ardından Pazartesi günü bambaşka bir siyasi manzarayla toplanıyor. Güney Carolina Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham, 71 yaşında, Pazar günü erken saatlerde aniden hayatını kaybetti. İlk raporlar, ölüm nedeninin aort diseksiyonu (aort yırtılması) olduğunu gösteriyor. Graham'ın ölümü, Washington'da ve Güney Carolina'da siyasi depreme yol açarken, Senato'daki hassas güç dengesini de altüst etti.
Graham'ın siyasi mirası ve Senato'daki boşluk
Lindsey Graham, 2003'ten bu yana Senato'da görev yapıyordu ve özellikle dış politika konularında, Cumhuriyetçi Parti'nin en etkili seslerinden biriydi. Savunma harcamaları, askeri müdahaleler ve İran'a yönelik sert tutumuyla bilinen Graham, son dönemde Ukrayna'ya desteği ve Çin'e karşı sert söylemiyle ön plana çıkmıştı. Onun ölümü, Senato'da hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar arasında bir boşluk yarattı. Güney Carolina Valisi Henry McMaster'ın, yerine geçici bir senatör ataması ve 2026'da özel bir seçim yapılması bekleniyor. Ancak bu süreç, özellikle bütçe ve dış politika oylamalarında kritik öneme sahip.
Graham'ın ölümü, aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti içindeki farklı kanatlar arasındaki gerilimi de artırabilir. Graham, parti içinde 'kurumsalcı' kanat ile Trump yanlısı popülist kanat arasında bir köprü işlevi görüyordu. Onun yokluğu, özellikle Savunma Bakanlığı bütçesi ve istihbarat yetkileri gibi konularda görüş ayrılıklarını derinleştirebilir.
Hürmüz Boğazı gerilimi ve ABD-İran çekişmesi
Graham'ın ölümü, ABD-İran arasında Hürmüz Boğazı'nda yaşanan son gerilimle aynı döneme denk geldi. İran Devrim Muhafızları'nın, uluslararası sulara yakın bölgelerde ticari gemilere tacizde bulunduğu ve ABD Donanması'nın buna karşılık olarak bölgeye ek savaş gemisi gönderdiği bildiriliyor. ABD, İran'ın boğazı kapatma tehditlerine karşı Körfez'deki askeri varlığını artırırken, Graham'ın ölümü nedeniyle Senato'da bu konuda alınacak kararlar gecikebilir. İran ise, uluslararası baskılara rağmen petrol tankerlerine yönelik denetimlerini sıkılaştırdığını duyurdu. Bölgedeki bu gerginlik, petrol fiyatlarında dalgalanmalara ve küresel enerji arzında belirsizliğe yol açıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, İran'ın eylemlerini 'korsanlık' olarak nitelendirirken, Tahran yönetimi ise ulusal güvenliğini koruduğunu savunuyor. Bu çekişme, Graham'ın ölümünün ardından ABD'nin Körfez politikasında bir değişiklik olup olmayacağı sorusunu gündeme getirdi. Zira Graham, İran'a yönelik yaptırımların artırılmasını savunan en güçlü isimlerden biriydi. Onun kaybı, ABD'nin İran politikasında yumuşama olasılığını akıllara getirse de, Beyaz Saray'dan henüz net bir sinyal gelmedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lindsey Graham'ın ölümü, Türk-Amerikan ilişkileri açısından dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Graham, özellikle Suriye ve Irak'ta PKK/YPG'ye verilen desteğe eleştirel yaklaşan, Türkiye'nin güvenlik endişelerine zaman zaman anlayış gösteren nadir Amerikalı senatörlerden biriydi. F-35 programı ve S-400 krizi gibi konularda da söz sahibiydi. Onun yokluğu, Kongre'de Türkiye karşıtı seslerin güçlenmesine yol açabilir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji ithalatı rotalarını etkileyebileceği için Ankara tarafından yakından izleniyor. Boğazın olası bir krizi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve alternatif tedarik arayışlarını hızlandırabilir. Türkiye, bu nedenle hem Washington'daki güç değişimini hem de Körfez'deki güvenlik durumunu dikkatle takip ediyor.