Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Rusya'nın Ukrayna'nın sağlık sistemine yönelik saldırılarının 'kasıtlı' bir stratejinin parçası olduğunu ve bu saldırıların sivil halkı cezalandırmayı hedeflediğini duyurdu. Örgüt, yayımladığı kapsamlı raporda, savaşın başladığı Şubat 2022'den bu yana sağlık tesislerine, ambulanslara ve sağlık çalışanlarına yönelik yüzlerce saldırıyı belgelediklerini ifade etti. MSF, bu saldırıların tesadüfi olmadığını, aksine sistematik bir şekilde gerçekleştirildiğini ve Ukrayna halkının temel sağlık hizmetlerine erişimini engellemeyi amaçladığını vurguladı. Raporda, özellikle doğu ve güney bölgelerindeki sağlık merkezlerinin hedef alındığı, hastanelerin bombalandığı ve tıbbi malzeme taşıyan araçların vurulduğu belirtiliyor. MSF'nin verilerine göre, savaş boyunca Ukrayna'da en az 200 sağlık tesisi hasar gördü veya tamamen yok oldu, onlarca sağlık çalışanı hayatını kaybetti.
Saldırıların boyutu ve uluslararası hukuk ihlalleri
MSF raporu, Rusya'nın sağlık sistemine yönelik saldırılarının uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu ortaya koyuyor. Cenevre Sözleşmeleri'ne göre, sağlık tesisleri ve personeli savaş zamanında özel koruma altındadır ve hedef alınamaz. Ancak MSF, Rus güçlerinin bu kuralları sistematik olarak ihlal ettiğini belgeliyor. Örneğin, Mariupol, Herson ve Donetsk bölgelerindeki hastaneler defalarca bombalanırken, ambulansların ateş altında kalması yaralılara ulaşmayı neredeyse imkansız hale getirdi. MSF, ayrıca Rusya'nın sağlık tesislerini askeri amaçlarla kullandığına dair kanıtlar bulunmadığını, bu nedenle saldırıların meşru müdafaa veya askeri gereklilikle açıklanamayacağını ifade ediyor. Raporda, 'Bu saldırılar, Ukrayna halkının sağlık hizmetlerine erişimini keserek direniş iradesini kırmayı hedefleyen bir cezalandırma stratejisinin parçasıdır' deniyor. Örgüt, bu durumun savaş suçu teşkil ettiğini ve uluslararası ceza mahkemelerinde soruşturulması gerektiğini belirtiyor.
Ukrayna sağlık sisteminin çöküşü ve halkın durumu
Rusya'nın saldırıları, Ukrayna'nın zaten kırılgan olan sağlık sistemini neredeyse çökme noktasına getirdi. Savaş öncesinde bile reform ihtiyacı olan sistem, şimdi büyük bir insani krizle karşı karşıya. Özellikle cephe hattına yakın bölgelerde hastaneler yetersiz kalırken, kronik hastalığı olanlar tedavi bulamıyor, hamile kadınlar güvenli doğum yapamıyor. Dünya Sağlık Örgütü de benzer endişeleri dile getirerek, Ukrayna'da sağlık hizmetlerine erişimin kritik düzeyde azaldığını rapor etti. MSF, saha ekiplerinin durumu yerinde gözlemlediğini ve halkın en temel tıbbi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını aktarıyor. Saldırılar sadece fiziksel altyapıyı değil, aynı zamanda sağlık çalışanlarının moralini de olumsuz etkiliyor. Birçok doktor ve hemşire, can güvenliği endişesiyle bölgeyi terk etmek zorunda kalırken, kalanlar ise ağır koşullarda çalışmaya devam ediyor. MSF, uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulunarak, Ukrayna'daki sağlık sisteminin desteklenmesi ve saldırıların durdurulması için diplomatik baskı yapılması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Ukrayna'daki sağlık sistemine yönelik saldırıları, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını ve insani yardım politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, savaşın başından beri hem Ukrayna'ya hem de bölgeye insani yardım gönderirken, aynı zamanda tahıl koridoru anlaşması gibi diplomatik girişimlerde bulundu. MSF'nin raporundaki bulgular, Türkiye'nin uluslararası hukuka saygı çağrılarını haklı çıkarırken, Ankara'nın bu tür savaş suçlarının soruşturulması için uluslararası mekanizmaları desteklemesini gerektiriyor. Ayrıca, Karadeniz'deki güvenlik dengeleri ve Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi kapsamındaki rolü göz önüne alındığında, çatışmaların insani boyutunun ön plana çıkması, Türk dış politikasının daha aktif bir insani diplomasi yürütmesine neden olabilir.