ABD'de bir federal yargıç, Başkan Donald Trump'ın geçtiğimiz Kasım ayında Ulusal Muhafız üyelerine yönelik ölümcül bir saldırının ardından yürürlüğe koyduğu bir dizi göç politikasını iptal etti. Karar, yaklaşık 40 ülke vatandaşının ABD'ye göç başvurularının yeniden işleme alınmasını zorunlu kılıyor. Trump yönetimi, saldırı sonrası ulusal güvenlik gerekçesiyle bu ülkelerden gelen başvuruları askıya almıştı.
Kararın Arka Planı ve Mahkeme Gerekçesi
Saldırı, geçen yıl Şükran Günü tatili sırasında meydana gelmiş ve bir Ulusal Muhafız üyesinin hayatını kaybetmesine neden olmuştu. Trump, olayın hemen ardından imzaladığı başkanlık kararnamesiyle, terörizmle bağlantılı olduğu iddia edilen ülkelerden ABD'ye göçü durdurmuştu. Ancak federal yargıç James E. Boasberg, bu politikaların 'ayrımcı ve anayasaya aykırı' olduğuna hükmederek, Göçmenlik ve Vatandaşlık Hizmetleri (USCIS) ile Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) birimlerine başvuruları derhal işleme koyma talimatı verdi. Yargıç, kararında 'bu tür toplu yasakların, ülkenin göç yasalarına ve temel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu' vurguladı. Beyaz Saray ise kararı 'sorumsuzca' olarak nitelendirerek temyize gideceklerini duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Söz konusu ülkeler arasında Orta Doğu, Afrika ve Asya'dan birçok Müslüman çoğunluklu ülke bulunuyor. Trump yönetiminin bu hamlesi, daha önce 'Müslüman yasağı' olarak adlandırılan politikaların bir devamı niteliğinde. Karar, ABD'nin göç politikalarında yeniden yargısal denetimin önemini ortaya koyarken, uluslararası toplumda da yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), kararı 'insan hakları açısından olumlu bir adım' olarak değerlendirirken, insan hakları örgütleri de mahkemenin kararını memnuniyetle karşıladı. Öte yandan, bu gelişme ABD'deki siyasi kutuplaşmayı bir kez daha gözler önüne seriyor; Trump'ın göç karşıtı söylemi, özellikle seçim yılında tabanını konsolide etme amacı taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de benzer politikaların diğer ülkelerde de uygulanabileceğine dair bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, geçmişte ABD'nin vize başvurularını durdurması gibi uygulamalarla karşı karşıya kalmış bir ülke olarak, yargısal denetimin önemini yakından bilmektedir. Küresel ölçekte, mahkeme kararlarının yürütme erkini sınırlaması, hukukun üstünlüğü açısından kritik bir mesaj taşımaktadır. Ayrıca, bu tür toplu göç yasaklarının uluslararası ilişkilerde yarattığı gerginlik, Türkiye gibi göçmen ağırlayan ülkeler için de dikkate alınması gereken bir husustur.