ABD'de bir federal yargıç, Başkan Donald Trump'ın yönetiminin, 39 ülkeden gelen göçmenlerin iltica, çalışma izni, yeşil kart ve vatandaşlık başvurularını hukuka aykırı şekilde engellediğine hükmetti. Rhode Island eyaletinin Providence kentindeki Bölge Mahkemesi Baş Yargıcı John McConnell, Cuma günü verdiği kararda, Trump yönetiminin bu ülkelerden gelen başvurucuları hedef alan politikalarının anayasaya ve federal göçmenlik yasalarına aykırı olduğunu belirtti. Karar, özellikle Müslüman çoğunluklu ülkeleri kapsayan seyahat yasağının uzantısı olarak görülen bu uygulamaların, göçmenlerin temel haklarını ihlal ettiğini vurguladı.
Kararın arka planı ve yasal dayanak
Yargıç McConnell, Trump yönetiminin 39 ülkeye yönelik uygulamalarının "keyfi ve kaprisli" olduğunu, ayrıca İdari Usul Yasası'nı (APA) ihlal ettiğini ifade etti. Mahkeme, bu politikaların göçmenlerin başvurularını işleme koymayı reddederek, onları belirsiz bir bekleyişe mahkum ettiğini tespit etti. Karar, söz konusu ülkelerden gelen başvurucuların, diğer ülkelerden gelenlere kıyasla haksız bir muameleye tabi tutulduğunu ortaya koydu. Dava, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) ve diğer sivil toplum kuruluşları tarafından açılmıştı. Mahkeme, yönetimin bu politikalarının, göçmenlik yasalarında açıkça tanımlanmış prosedürleri ihlal ettiğine dikkat çekti.
Karar, Trump'ın 2017'de imzaladığı ve birçok Müslüman ülkeyi kapsayan seyahat yasağının ardından gelen ek kısıtlamaların bir devamı niteliğinde. Bu yasak, Yüksek Mahkeme tarafından kısmen onaylanmış olsa da, uygulamada birçok göçmen mağdur olmuştu. Yargıç McConnell'in kararı, bu politikaların yalnızca seyahat yasağıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda vize ve yeşil kart süreçlerinde de ayrımcılık yapıldığını ortaya koyuyor. Mahkeme, yönetimin bu ülkelerden gelen başvurucuları "güvenlik riski" olarak nitelendirmesinin yeterli kanıta dayanmadığını belirtti.
Küresel ve bölgesel boyut
Bu karar, ABD'nin göçmenlik politikalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Trump yönetiminin son döneminde sıkılaştırılan göçmenlik kuralları, Biden yönetimi tarafından kısmen gevşetilmiş olsa da, bu karar Trump dönemindeki uygulamaların hukuka aykırı olduğunu teyit ediyor. Söz konusu 39 ülkenin çoğunluğu Afrika, Asya ve Ortadoğu'da yer alıyor. Bu ülkeler arasında İran, Libya, Somali, Suriye, Yemen gibi Müslüman çoğunluklu ülkelerin yanı sıra Kuzey Kore ve Venezuela da bulunuyor. Karar, bu ülkelerden ABD'ye göç etmek isteyen binlerce kişiyi doğrudan etkiliyor.
Uzmanlar, kararın ABD'nin uluslararası itibarı açısından da önemli olduğunu belirtiyor. Trump döneminde sık sık eleştirilen ABD'nin göçmenlik politikaları, bu kararla birlikte daha adil bir temele oturtulmaya çalışılıyor. Ancak kararın uygulanması için mahkemenin daha fazla adım atması gerekebilir. Öte yandan, bu kararın benzer davalara emsal teşkil etmesi bekleniyor. Göçmen hakları savunucuları, kararı memnuniyetle karşılarken, Trump yanlısı gruplar karara tepki gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki bu tür yargısal müdahaleler, uluslararası göç rejimi açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Türkiye, özellikle Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yapmaktadır. ABD'deki bu karar, göçmenlerin yasal haklarının korunması ve keyfi uygulamaların önlenmesi açısından küresel bir örnek olarak görülebilir. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde vize süreçleri ve konsolosluk hizmetleri gibi konularda benzer ayrımcı uygulamaların yaşanmaması için bu karar bir referans noktası oluşturabilir.