ABD'de federal bir yargıç, eski Başkan Donald Trump'ın göçmen karşıtı politikalarına ağır bir darbe vurdu. Yargıç James E. Boasberg, Trump yönetiminin 39 ülkeyi kapsayan seyahat yasağı kapsamında iltica ve yeşil kart başvurularını otomatik olarak reddeden uygulamalarını anayasaya aykırı bularak iptal etti. Karar, binlerce göçmen adayının kaderini doğrudan etkileyen kritik bir düzenlemeyi sona erdirdi.
Mahkemenin gerekçesi ve kararın içeriği
Başkent Washington'da görülen davada Yargıç Boasberg, Trump yönetiminin 2020 yılında yürürlüğe koyduğu ve 'göçmen karşıtı' olarak nitelendirilen politikaların, ABD anayasasının eşit koruma maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Kararda, söz konusu düzenlemelerin özellikle Müslüman çoğunluklu ülkelerden gelen başvuruculara yönelik ayrımcı bir niyet taşıdığı vurgulandı. Mahkeme, seyahat yasağından etkilenen ülkelerden (Afganistan, Suriye, İran, Yemen, Libya, Somali, Sudan, Eritre, Nijerya, Myanmar, Kuzey Kore, Çin, Hindistan, Pakistan gibi) gelen kişilerin iltica başvurularının ve yeşil kart taleplerinin, bireysel değerlendirme yapılmaksızın topluca reddedilmesinin hukuka aykırı olduğuna karar verdi.
Karar, aynı zamanda Trump'ın 2017'de başlattığı ve Yüksek Mahkeme tarafından kısmen onaylanan seyahat yasağının uzantısı olan bir dizi idari düzenlemeyi de kapsıyor. Yargıç Boasberg, yönetimin bu politikaları uygularken başvuru sahiplerinin bireysel koşullarını dikkate almadığını ve bu durumun 'keyfi ve kaprisli' olduğunu belirtti.
Politikaların bölgesel ve küresel boyutu
Trump yönetiminin 2017'de başlattığı seyahat yasağı, başlangıçta yedi Müslüman ülkeyi hedef almış, daha sonra 13 ülkeye çıkarılmış ve 2020'de 39 ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmişti. Bu yasak, sadece vize başvurularını değil, aynı zamanda ABD'de halihazırda bulunan ve iltica ya da yeşil kart başvurusu yapmak isteyen kişileri de etkiliyordu. Mahkeme kararı, bu kişilerin başvurularının yeniden değerlendirilmesinin önünü açtı.
Karar, küresel göç politikaları açısından da önemli bir emsal teşkil ediyor. Trump'ın 'Amerika öncelikli' politikaları kapsamında uygulanan bu yasaklar, birçok ülke tarafından ayrımcı ve insan haklarına aykırı olarak eleştirilmişti. Biden yönetimi, seyahat yasağını kaldırmış olsa da, Trump döneminde yapılan idari düzenlemelerin kalıcı etkileri devam ediyordu. Bu kararla birlikte, binlerce kişinin ABD'de yasal statü kazanma süreci hızlanabilir.
Trump'ın tepkisi ve siyasi yansımalar
Trump, karara sosyal medya üzerinden sert tepki göstererek, 'yargıçların ülkeyi mahvettiğini' ve kararın 'derhal temyiz edileceğini' açıkladı. Trump'ın 2024 başkanlık seçimleri için yeniden aday olması beklenirken, göçmenlik politikaları yeniden seçim kampanyasının merkezinde yer alıyor. Cumhuriyetçi Parti içinde de sert göçmenlik politikalarını savunan kanat, mahkeme kararını 'yargı aktivizmi' olarak nitelendirerek eleştirdi. Öte yandan, insan hakları örgütleri ve göçmen hakları savunucuları kararı memnuniyetle karşıladı. American Civil Liberties Union (ACLU), kararın 'insanlık dışı politikaların sonu' olduğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu mahkeme kararı, Türkiye'den ABD'ye göç etmek isteyen veya ABD'de ikamet eden Türk vatandaşlarını doğrudan ilgilendirmese de, küresel göç politikalarındaki bu gelişme, Türkiye'nin göçmen ve mülteci kriziyle mücadelesi açısından dolaylı bir önem taşıyor. Türkiye, dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, uluslararası hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı gibi ilkelerin güçlenmesi, Ankara'nın AB ve diğer ülkelerle yürüttüğü geri kabul anlaşmaları ve vize serbestisi müzakerelerinde elini güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'deki bu tür hukuki emsaller, Türkiye'deki benzer davalara da ilham kaynağı olabilir.