İsrail Hava Kuvvetleri, 1 Kasım 2024 tarihinde Lübnan'ın güneyindeki dokuz köye yönelik tahliye uyarılarının ardından bölgeye hava saldırıları düzenledi. İsrail Ordu Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef alan saldırıların, güvenlik bölgesinin derinliğindeki yerleşim yerlerini kapsadığı belirtildi. Saldırı öncesinde Aitaroun, Bint Jbeil, Blida, Debel, Kfar Kila, Majdel Selm, Meiss el-Jabal, Odaisseh ve Tayr Harfa köylerinin sakinlerine, cep telefonlarına gönderilen kısa mesajlar ve yerel medya aracılığıyla evlerini terk etmeleri uyarısı yapıldı. Lübnan kaynakları, özellikle Bint Jbeil bölgesinde yoğun patlama seslerinin duyulduğunu ve yaralılar olduğunu aktardı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Lübnan arasındaki sınır gerilimi, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından başlayan Gazze savaşıyla birlikte tırmanışa geçmişti. Hizbullah, Gazze'deki Hamas'a destek amacıyla İsrail'in kuzey sınırından roket ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başlamış, İsrail de karşılık olarak Lübnan topraklarına hava saldırıları ve topçu atışları yapmıştı. Ancak son günlerde şiddetlenen çatışmalar, ihtilafın yeni bir boyuta taşındığına işaret ediyor. İsrail ordusu, sadece askeri noktaları değil, Hizbullah'ın sivil altyapıyı kullanarak konuşlandığı bölgeleri de vurduğunu öne sürüyor. Tahliye uyarıları, çatışmaların sınırdan iç bölgelere kaydığını ve sivil kayıpların önlenmesi için alınan bir önlem olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ise tarafları ılımlı olmaya çağırırken, bölgede insani durumun hızla kötüleştiği belirtiliyor.
Çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte Lübnan'ın güneyinde on binlerce kişi evlerini terk ederek başkent Beyrut ve kuzey illerine göç etmek zorunda kaldı. Lübnan hükümeti, ülke genelinde bir milyona yakın Suriyeli mülteciye ek olarak şimdi de iç göç dalgasıyla başa çıkmaya çalışıyor. Okullar ve camiler acil barınma merkezlerine dönüştürülürken, gıda ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor. Dünya Gıda Programı, bölgeye acil yardım sevkiyatı başlattığını açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail-Lübnan sınırındaki bu yeni saldırı turu, Gazze'deki savaşın bölgesel bir yangına dönüşme riskini artırıyor. İran'ın desteklediği Hizbullah, İsrail'e karşı en güçlü caydırıcı güçlerden biri olarak kabul ediliyor. İsrail ise Hizbullah'ın keskin nişancı ve tanksavar füze saldırılarına karşılık olarak savunma hatlarını güçlendiriyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, tırmanışı önlemek için diplomatik çabaların sürdüğünü ancak İsrail'in kendini savunma hakkına saygı duyduklarını ifade etti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Lübnan hükümetiyle temas halinde olduğunu ve ateşkes için girişimlerde bulunduğunu açıkladı. Ancak Hizbullah'ın, Gazze'de ateşkes sağlanana kadar çatışmaları durdurmayacağı yönündeki tutumu, diplomatik çabaları zorlaştırıyor. Bölgede enerji fiyatları da artan belirsizlikle birlikte yukarı yönlü hareketlenirken, uluslararası toplum olası bir geniş çaplı savaşın küresel ekonomiye olumsuz yansımalarından endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik saldırıları, Türkiye'nin doğrudan müdahil olmadığı ancak güvenlik ve insani boyutlarıyla yakından izlediği bir gelişmedir. Türkiye, bölgede istikrarın bozulmasının kendisini de etkileyeceğinin farkındadır. NATO üyesi olarak Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengeleri, özellikle enerji kaynakları ve deniz yetki alanları açısından Türkiye'nin çıkarlarını ilgilendirmektedir. Ayrıca Lübnan'da yaşayan Türk vatandaşları ve bölgedeki insani kriz, Türk Kızılay ve AFAD gibi kurumların müdahalesini gerektirebilir. Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamalarda sivil kayıpların önlenmesi ve tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunmuştu. Türkiye, bu krizde arabulucu rolü üstlenmeye çalışsa da taraflar arasındaki derin güvensizlik nedeniyle somut bir ilerleme kaydedilememektedir.