Pentagon, 'Drone Üstünlüğü' (Drone Dominance) girişimi kapsamında sahada hızlı kullanım için ilk parti küçük FPV (First Person View) dronlarını teslim almaya başladı. Şu ana kadar on farklı tedarikçiden 20 bin adet küçük dron sipariş eden bakanlık, bu dronların özellikle keşif, gözetleme ve sınırlı müdahale görevlerinde kullanılmasını hedefliyor. Söz konusu girişim, ABD ordusunun dron teknolojisinde nicelik ve niteliksel üstünlüğü elinde tutma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Arka plan: Dron üstünlüğü stratejisi
Pentagon'un bu hamlesi, 'Drone Dominance' olarak adlandırılan ve Savunma Bakanlığı tarafından 2023'te duyurulan geniş kapsamlı bir programın ilk somut adımı. Program, dronların maliyetini düşürmeyi, seri üretimi artırmayı ve sahadaki birliklerin ihtiyaçlarına cevap verecek esnek sistemler geliştirmeyi amaçlıyor. Alınan FPV dronlar, mevcut ticari teknolojilere dayanıyor ancak askeri ihtiyaçlara göre uyarlanmış durumda.
İlk parti teslimatların, ABD Kara Kuvvetleri'nin belirlediği öncelikli bölgelere, özellikle de Doğu Avrupa ve Hint-Pasifik bölgesindeki birliklere yapılması planlanıyor. Yetkililer, bu dronların kısa mesafede keşif yapma, düşman mevzilerini izleme ve taşınabilir cephane taşıma kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor.
Küresel dron rekabeti ısınıyor
ABD'nin bu hamlesi, dron teknolojisinde dünya genelinde artan rekabetin bir yansıması. Ukrayna-Rusya savaşında sahada etkili bir şekilde kullanılan FPV dronlar, savaşın gidişatını değiştirme potansiyelleriyle dikkat çekmişti. Pentagon'un bu alana yönelmesi, özellikle Çin ve İran'ın dron programlarına karşı bir yanıt olarak yorumlanıyor.
Uzmanlar, ABD'nin önümüzdeki birkaç yıl içinde yıllık dron üretim kapasitesini on binlerden yüz binlere çıkarmayı hedeflediğini belirtiyor. Bu hedef doğrultusunda, farklı ölçeklerdeki savunma ve teknoloji şirketleriyle sözleşmeler imzalanıyor. İlk partide yer alan tedarikçiler arasında hem büyük savunma firmaları hem de küçük girişimler bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pentagon'un sürü halinde kullanıma uygun küçük dronlara yönelmesi, Türkiye'nin Bayraktar ve ANKA gibi orta ölçekli SİHA'larda elde ettiği ihracat başarısına rağmen düşük maliyetli FPV dron segmentinde rekabetin artacağını gösteriyor. Türk savunma sanayii, özellikle STM ve Asisguard gibi firmalar aracılığıyla bu alanda çalışmalar yürütse de, ABD'nin seri üretim ve lojistik avantajı küresel pazarda dengeleri değiştirebilir. Buna ek olarak, bu gelişme NATO içinde dron standartlaşması tartışmalarını da beraberinde getirecek gibi görünüyor. Türkiye'nin mevcut dron filosu ile bu yeni nesil küçük dronlar arasında uyum sağlaması, Batı ile askeri işbirliğinin geleceğinde kritik bir rol oynayabilir.