ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'nın Biarritz kentinde düzenlenen G7 Liderler Zirvesi'nin ardından Çarşamba günü bir basın toplantısı düzenleyerek, İran'la varılan mutabakat zaptını (MOU) savundu. Trump, zirve boyunca yoğun diplomasi trafiği yürüttü ve özellikle İran'ın nükleer programına ilişkin 14 maddelik bir planı gündeme getirdi. Ancak bu plan, ABD'nin Avrupalı müttefikleri başta olmak üzere birçok ülkeden ciddi tepkiyle karşılaştı. Trump'ın basın toplantısı, Fransa'dan ayrılmadan hemen önce gerçekleşti ve lider, İran konusundaki tutumunu net bir şekilde ortaya koymayı hedefliyor.
Arka Plan: G7 Zirvesi ve İran Mutabakatı
Bu yılki G7 Zirvesi, küresel ticaret savaşları, iklim değişikliği ve İran gibi birçok sıcak başlığı masaya yatırdı. Zirvenin en dikkat çeken gelişmelerinden biri, Trump'ın İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif'in sürpriz bir şekilde Biarritz'e gelmesine izin vermesi oldu. Zarif, Fransız yetkililerin koordinasyonuyla zirve kapsamında kısa bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmenin ardından, İran'ın nükleer anlaşmaya dönüşü ve bölgedeki gerilimin azaltılmasına yönelik 14 maddelik bir taslak üzerinde mutabakata varıldığı iddia edildi. Plan, İran'ın uranyum zenginleştirmeyi durdurması ve karşılığında petrol ihracatına yönelik yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Ancak İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere ABD'nin bölgesel müttefikleri, anlaşmayı İran'a çok fazla taviz verdiği gerekçesiyle eleştirdi.
Trump, basın toplantısında, "İran'la iyi bir anlaşma yapabiliriz. Onlar da bunu istiyor," dedi. Ancak ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un anlaşmaya mesafeli durduğu biliniyor. Özellikle Bolton, İran'a karşı maksimum baskı politikasının sürdürülmesinden yana. Zirvede ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un arabulucu rolü öne çıktı. Macron, ABD ile İran arasında bir diyalog kanalı açılması için yoğun çaba harcadı. Ancak Avrupalı liderler, Trump'ın tek taraflı çıkışlarına alışkın olsa da, bu mutabakatın uygulanabilirliği konusunda şüpheciydi.
Küresel Boyut: İran Anlaşması ve Bölgesel Yansımaları
Trump'ın 2018'de Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesi, İran'ın da anlaşmadaki taahhütlerini askıya almasına yol açmıştı. O tarihten bu yana İran, uranyum zenginleştirme seviyesini artırdı ve nükleer programa hız verdi. G7 Zirvesi'nde ortaya atılan 14 maddelik plan, aslında JCPOA'nın yeniden canlandırılmasına yönelik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Ancak plan, Trump'ın müttefiklerinden sert tepki aldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "İran'a asla güvenilmez" diyerek anlaşmayı reddetti. Suudi Arabistan ise İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla saldırganlığını sürdürdüğünü belirterek endişelerini dile getirdi.
Öte yandan, Avrupa Birliği (AB) ve özellikle Fransa, diplomasiye şans verilmesi gerektiğini savunuyor. Macron, Trump'ı ikna etmek için yoğun bir lobi faaliyeti yürüttü. Ancak Trump'ın iç politikadaki zorlukları ve 2020 seçimleri öncesi daha sert bir çizgi benimsemesi, anlaşmanın akıbetini belirsiz kılıyor. Analistler, bu mutabakatın bir "niyet beyanı" olarak kaldığını ve uygulanmasının aylar alabileceğini belirtiyor. Ayrıca İran'ın talepleri arasında, ABD'nin tüm yaptırımları kaldırması ve İran'ın balistik füze programının görüşme dışı bırakılması gibi maddeler bulunuyor. Bu talepler, hem ABD hem de bölge ülkeleri için kabul edilemez görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle İran'a yönelik yaptırım ve anlaşmalardan doğrudan etkileniyor. ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikası, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırırken, bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. G7'de varılan mutabakat, eğer hayata geçerse, İran'la ticareti kolaylaştırabilir ve bölgede gerilimi azaltabilir. Ancak Türkiye, ABD ve İran arasındaki gerilimlerin Suriye ve Irak'taki varlığını da etkilemesinden endişe ediyor. Ankara, İran'la ilişkilerini bozmadan ABD ile de iyi geçinmek zorunda. Bu nedenle, Türkiye'nin İran konusunda ABD ile Avrupa arasında denge kurmaya çalışması bekleniyor. Mutabakatın akıbeti, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel politikası açısından yakından takip edilecek.