Reuters’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, Trump yönetimi son haftalarda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ile ilişkileri kesmeyi değerlendiriyor. Bu durum, diplomatlar ve üst düzey BM yetkililerinin ABD'yi ajansa verdiği desteği sürdürmeye ikna etmek için bir kampanya başlatmasına yol açtı. Gelişme, özellikle küresel mülteci krizinin derinleştiği bir dönemde, uluslararası insani yardım mimarisi açısından kritik bir eşiği işaret ediyor.
Gerginliğin arka planı ve ABD'nin UNHCR'ye desteği
ABD, UNHCR'nin en büyük bağışçısı konumunda. 2023 mali yılında ajansa yaklaşık 2 milyar dolar katkı sağlayan Washington, bu desteğiyle dünya genelinde 100 milyonu aşkın zorla yerinden edilmiş kişiye yardım ulaştırılmasında kilit rol oynuyor. Ancak Trump yönetiminin ilk döneminde olduğu gibi, ikinci bir Trump dönemi olasılığı karşısında BM kuruluşlarına yönelik bütçe kesintileri yeniden gündeme gelmiş durumda.
Kaynaklar, Beyaz Saray'ın UNHCR'ye yönelik eleştirilerinin özellikle kurumun “misyonundan saptığı” ve “ABD çıkarlarını yeterince gözetmediği” yönündeki iddialara dayandığını belirtiyor. Ancak bu suçlamaların somut delillerle desteklenmediği ve daha çok ideolojik bir duruşu yansıttığı ifade ediliyor. Diplomatik çabaların odağında, Trump'ın ulusal güvenlik danışmanlarına ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerine UNHCR'nin ABD için stratejik önemini anlatmak var.
UNHCR yetkilileri ise Washington'la temaslarını sürdürüyor ve ajansın ABD'nin insani diplomasisinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurguluyor. Özellikle Afganistan'daki tahliyeler ve Ukrayna savaşı sonrası mülteci akınlarında UNHCR'nin koordinasyon rolünün kritik olduğu hatırlatılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Mülteci krizi ve uluslararası iş birliği
ABD'nin UNHCR'den çekilmesi halinde, küresel mülteci yönetiminde büyük bir boşluk oluşması bekleniyor. Avrupa ülkeleri ve Japonya gibi diğer büyük bağışçılar, mevcut sistemde ABD'nin yükünü üstlenmekte zorlanabilir. Bu durum, özellikle Suriye, Yemen ve Myanmar gibi büyük mülteci krizlerinin yaşandığı bölgelerde insani yardımların aksamasına yol açabilir.
Uzmanlar, BM sistemine yönelik bu tür bir güvensizlik hareketinin, küresel iş birliğini zayıflatacağı ve mültecilerin korunmasına yönelik uluslararası hukukun altını oyacağı uyarısında bulunuyor. Trump'ın ilk döneminde BM İnsan Hakları Konseyi'nden ve UNESCO'dan çekilmesi, benzer bir sürecin UNHCR için de yaşanabileceğine dair endişeleri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin BM Mülteci Ajansı'na verdiği desteği kesmesi, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, dünyadaki en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülkelerden biri ve UNHCR'nin Türkiye'deki faaliyetleri, Suriyeli mültecilere yönelik yardımların koordinasyonunda kritik bir rol oynuyor. ABD desteğinin çekilmesi, UNHCR'nin Türkiye'deki programlarının finansmanında daralmaya yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin sığınmacı politikalarına ek yük getirebileceği gibi, AB'nin de bu alandaki sorumluluğunu artırmasını gerektirebilir. Ayrıca, küresel mülteci yönetiminde oluşacak boşluk, Türkiye'nin uluslararası alandaki elini zayıflatabilir.