ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan Barış Konseyi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında düzenlenen bir toplantıda bağışçılara Gazze için 6 aylık bir planı tanıttı. Toplantı, bazı dünya liderlerinin İsrail'in Gazze'ye yönelik devam eden saldırılarını ve insani yardım erişimine getirilen kısıtlamaları eleştirdiği bir dönemde gerçekleşti. Konsey, planın ayrıntılarını henüz kamuoyuyla paylaşmadı ancak görüşmelerin uluslararası toplumun Gazze'deki insani krizi ele alma çabalarının bir parçası olduğu belirtiliyor. Planın önündeki en büyük engel, İsrail'in askeri operasyonlarını sürdürmesi ve yardım konvoylarının bölgeye ulaşmasını kısıtlaması olarak gösteriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana Orta Doğu'da kalıcı bir çözüm bulma iddiasıyla çeşitli girişimler başlattı. Barış Konseyi, bu çerçevede Gazze'nin yeniden inşası ve istikrarı için uluslararası bağışçıları harekete geçirmeyi amaçlıyor. Ancak BM Genel Kurulu'nda yapılan görüşmelerde birçok ülke temsilcisi, İsrail'in Gazze'deki askeri faaliyetlerinin ve insani yardım girişlerini engellemesinin her türlü planı akamete uğrattığını dile getirdi. Bağışçı ülkeler, planın başarıya ulaşması için öncelikle ateşkesin sağlanması ve insani erişimin kesintisiz hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Konseyin planı, 6 aylık bir süre zarfında Gazze'de acil ihtiyaçların karşılanmasını, sağlık hizmetlerinin yeniden tesisi, su ve gıda dağıtımı ile barınma sorunlarının çözümünü içeriyor. Ayrıca, bölgede güvenliğin sağlanması için uluslararası bir gücün konuşlandırılması da tartışılıyor. Ancak bu adımların hayata geçirilmesi için İsrail'in onayı gerekiyor. İsrail yönetimi ise, Hamas'ın tamamen etkisiz hale getirilmeden insani yardımın serbest bırakılmasına sıcak bakmıyor.
ABD'nin arabuluculuğuyla yürütülen müzakerelerde, bazı Arap ülkeleri de plana mali destek vermeye istekli görünüyor. Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ülkelerin, planın uygulanması halinde önemli fonlar sağlayabileceği belirtiliyor. Ancak bu ülkeler, İsrail'in saldırılarının durması ve Filistinlilerin yerinden edilmesinin önlenmesi konusunda net garantiler istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki insani kriz, uluslararası toplumun en acil meselelerinden biri haline gelmiş durumda. BM verilerine göre, bölgede 2 milyondan fazla insan temel gıda, su ve ilaçtan yoksun yaşıyor. İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle yardım kuruluşları ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta zorlanıyor. Trump'ın Barış Konseyi'nin planı, bu krizi hafifletmeyi hedefliyor ancak siyasi engeller aşılamadığı sürece etkili olması zor görünüyor.
Uluslararası arenada, özellikle Avrupa Birliği ve bazı Asya ülkeleri, İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmış durumda. BM Genel Kurulu'nda yapılan konuşmalarda, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği ve sivil kayıpların kabul edilemez boyutlara ulaştığı ifade ediliyor. ABD ise, İsrail'in güvenlik endişelerini de dikkate alarak dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Trump yönetimi, İsrail ile Arap ülkeleri arasında normalleşme anlaşmalarını genişletmeyi ve bölgesel istikrarı tesis etmeyi amaçlıyor.
Ancak, Gazze'deki durum bu hedefleri zorlaştırıyor. Planın başarısı, İsrail'in askeri operasyonlarını durdurmasına ve insani yardıma izin vermesine bağlı. Aksi takdirde, uluslararası toplumun çabaları sonuçsuz kalabilir ve bölgedeki istikrarsızlık daha da derinleşebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize en fazla yardım gönderen ülkelerden biri olarak, Trump'ın Barış Konseyi'nin planını yakından takip ediyor. Türkiye, İsrail'in saldırılarını derhal durdurması ve insani erişimin kesintisiz sağlanması çağrısını yineliyor. Planın başarısı, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasi çabalarını destekleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle yürüttüğü iş birliği, plana mali katkı sağlama potansiyelini artırıyor. Ancak, Türkiye'nin önceliği Filistinlilerin haklarının korunması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi. Planın bu ilkeleri ne ölçüde içerdiği belirsiz.