İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda nadir görülen bir savaş zamanı konuşması yaparak, ABD Başkanı Donald Trump'ın aynı kürsüden İran'ı "yok etmekle" tehdit etmesinden bir gün sonra uluslararası topluma seslendi. Pezeşkiyan, konuşmasında İran'ın barışçıl nükleer programını savundu ve ABD'nin azami baskı politikasını eleştirdi.
Gelişmenin Arka Planı
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York'ta düzenlenen BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Donald Trump'ın bir gün önce aynı kürsüden İran'a yönelik "yok etme" tehdidini yanıtladı. Pezeşkiyan, İran'ın nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu vurgulayarak, ülkesinin nükleer silah peşinde olmadığını belirtti. Konuşmasında, ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) anlaşmasına atıfta bulunarak, İran'ın anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak ABD'nin yaptırımları nedeniyle diğer tarafların ekonomik faydalarını göremediğini ifade etti.
Pezeşkiyan, konuşmasında ayrıca bölgesel güvenlik konularına değindi ve İran'ın komşularıyla iyi ilişkiler kurmak istediğini söyledi. Suudi Arabistan ile yürütülen normalleşme sürecine olumlu atıflar yaptı. Ancak İsrail'e yönelik eleştirilerini de sürdürdü ve Filistin halkının haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Pezeşkiyan'ın konuşması, İran'ın Batı ile ilişkilerini yeniden dengeleme çabası olarak yorumlandı. İran Cumhurbaşkanı, konuşmasının ardından bazı Avrupalı mevkidaşlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdi.
Trump'ın bir gün önceki konuşmasında İran'a yönelik sert ifadeler kullanması, bölgede tansiyonu artırdı. Trump, İran'ın nükleer programını "durdurulması gereken bir tehdit" olarak nitelendirmiş ve gerekirse askeri güç kullanmaktan çekinmeyeceklerini ima etmişti. Bu tehdit, İran tarafından provokasyon olarak değerlendirildi. Pezeşkiyan, konuşmasında doğrudan Trump'a yanıt vermek yerine, uluslararası hukuka ve diplomasiye vurgu yapmayı tercih etti. İran'ın BM Daimi Temsilcisi de konuşma sonrası yaptığı açıklamada, ABD'nin tehditlerinin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile ABD arasındaki gerilim, Orta Doğu'da geniş yankı buldu. Bölge ülkeleri, olası bir askeri çatışmanın ekonomik ve güvenlik açısından yıkıcı sonuçları olacağı endişesini taşıyor. Özellikle Körfez ülkeleri, İran ile ABD arasında bir denge politikası izlemeye çalışıyor. Suudi Arabistan ve BAE, İran ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olsa da, ABD'nin güvenlik garantilerine de bağımlı. Bu ikilem, bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Nükleer anlaşma (KOEP) müzakereleri, 2021'den bu yana çıkmaza girmiş durumda. İran, anlaşmanın canlandırılması için ABD'nin yaptırımları kaldırmasını şart koşuyor. ABD ise İran'ın nükleer programını sınırlandırmasını talep ediyor. Pezeşkiyan'ın BM konuşması, İran'ın müzakere masasına dönmeye istekli olduğunu ancak eşit şartlarda bunu yapacağını gösterdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yakından izlemeye devam ediyor. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer programının askeri boyut kazanmasından endişe ediyor.
Rusya ve Çin, İran'a yönelik ABD tehditlerine karşı çıkarak diplomasi çağrısı yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, tek taraflı yaptırımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti. Rusya, İran ile askeri ve teknik işbirliğini sürdürüyor. Bu durum, ABD'nin İran'a yönelik baskı politikasını zorlaştırıyor. Avrupa Birliği ise İran ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor ancak ABD'nin yaptırımları nedeniyle etkili olamıyor.
Trump'ın seçim kampanyası sırasında İran'a yönelik sert söylemleri, göreve gelmesiyle eyleme dönüşebilir. İran, olası bir askeri saldırıya karşı savunma kapasitesini güçlendirmeye çalışıyor. Bölgede vekalet savaşları riski artıyor. İran'ın desteklediği gruplar, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'de etkin. ABD'nin İran'a yönelik bir saldırısı, bu grupların misilleme yapmasına yol açabilir ve bölgesel bir savaşı tetikleyebilir.
BM Genel Kurulu'ndaki konuşmalar, uluslararası toplumun İran ve ABD arasındaki gerilime müdahil olma çabalarını yansıtıyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik derin. İran, ABD'nin müzakere çağrılarını samimi bulmuyor. ABD ise İran'ın nükleer programını şeffaflaştırmadığını savunuyor. Bu karşılıklı suçlamalar, diplomasi yolunu tıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki gerilimde denge politikası izliyor. İran ile ticari ilişkilerini sürdüren Türkiye, aynı zamanda NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik bağlarını koruyor. Olası bir çatışma, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve bölgesel istikrarı doğrudan etkiler. İran, Türkiye'nin önemli bir doğalgaz tedarikçisi. Ayrıca, İran'daki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik göç dalgasını artırabilir. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Bu çabalar, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak konumunu güçlendirebilir. Ancak ABD'nin yaptırımlarına uyması konusunda baskı altında.