California ve diğer eyaletler, ABD Yüksek Mahkemesi'ne yaptıkları başvuruda, ABD Posta Servisi'nin (USPS) posta yoluyla oy kullanma kurallarının yürürlükte kalması halinde ülke genelinde 'kaos' yaşanacağı uyarısında bulundu. Federal bir yargıç daha önce söz konusu planı ülke çapında durdurmuş, ancak Trump yönetimi Yüksek Mahkeme'den planı yeniden canlandırmasını talep etmişti. Yönetim, federal hükümetin seçmen sahtekarlığı nedeniyle ciddi şekilde zarar göreceğini savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'de 3 Kasım 2020 başkanlık seçimleri öncesinde posta yoluyla oy kullanma süreci büyük tartışma konusu haline geldi. COVID-19 salgını nedeniyle milyonlarca seçmenin posta yoluyla oy kullanması beklenirken, USPS'de yapılan operasyonel değişiklikler ve posta dağıtımında yaşanan gecikmeler, seçim güvenliği endişelerini artırdı. Federal yargıç, USPS'nin posta oylarının zamanında ulaştırılmasını garanti altına alacak önlemleri almaması nedeniyle planı durdurmuştu. California ve diğer eyaletler, Yüksek Mahkeme'ye sundukları dilekçede, posta oylarının sayım sürecinde gecikmeler yaşanması halinde seçim sonuçlarının güvenilirliğinin zedeleneceğini ve bunun anayasal bir krize yol açabileceğini belirtti.
Trump yönetimi ise, federal yargıcın kararının USPS'nin seçim öncesi operasyonlarını yavaşlattığını ve seçmen sahtekarlığına davetiye çıkardığını öne sürüyor. Yönetim, Yüksek Mahkeme'den alt mahkeme kararını bozmasını isteyerek, posta oylarının güvenliğinin sağlanması için federal müdahalenin gerekli olduğunu savunuyor. Yüksek Mahkeme'nin muhafazakar çoğunluğu, daha önceki seçimlerde posta oylamasına ilişkin kısıtlamaları desteklemişti. Bu nedenle eyaletlerin başvurusunun nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini koruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki posta oylaması tartışması, sadece ülke içi bir mesele olarak kalmayıp küresel demokrasi standartları açısından da önem taşıyor. ABD, dünya genelinde seçim gözlemcileri ve demokrasi savunucuları tarafından yakından takip ediliyor. Posta oylarının güvenliği konusundaki belirsizlik, ABD'nin uluslararası alandaki demokratik imajını zedeleyebilir. Ayrıca, seçim sonuçlarının meşruiyeti konusunda yaşanacak bir kriz, küresel piyasaları ve diplomatik ilişkileri de olumsuz etkileyebilir. NATO ve diğer müttefikler, ABD'deki siyasi istikrarı yakından izliyor. Posta oylamasına ilişkin kaos, ABD'nin dış politikadaki etkinliğini de sarsabilir.
Öte yandan, sosyal medya ve dezenformasyon kampanyaları, posta oylamasına yönelik güvensizliği körüklüyor. Rusya ve diğer aktörlerin seçimlere müdahale girişimleri, posta oylarına ilişkin tartışmaları daha da alevlendirebilir. Bu bağlamda, Yüksek Mahkeme'nin vereceği karar, sadece ABD iç siyaseti için değil, küresel demokrasi ve güvenlik mimarisi için de belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki posta oylaması tartışması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir konu olmasa da, ABD'deki siyasi istikrar ve seçim güvenliği, Türk-Amerikan ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, ABD ile stratejik ortaklığını sürdürürken, Washington'daki siyasi belirsizlikler ikili ilişkilerde dalgalanmalara yol açabilir. Özellikle savunma işbirlikleri, ticaret anlaşmaları ve bölgesel güvenlik konularında ABD'nin iç siyasetindeki kaos, Türkiye'nin manevra alanını genişletebilir veya daraltabilir. Ayrıca, ABD'de seçim sonuçlarına yönelik güvensizlik, küresel piyasalarda dalgalanma yaratarak Türkiye ekonomisini de etkileyebilir. Türkiye, gelişmeleri yakından takip ederek, olası bir krize karşı hazırlıklı olmalı.