ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa Birliği'nin (AB) Amerikan teknoloji şirketlerine uyguladığı muameleye karşılık olarak bir tarife soruşturması başlatacağını açıkladı. Trump, geçtiğimiz günlerde Google'ın uğradığı büyük cezayı ve diğer dosyaları gerekçe göstererek, bu hamlenin AB ile ticari gerilimi daha da artırabileceğini ifade etti. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, söz konusu soruşturmanın AB'nin adil olmayan ticaret uygulamalarına karşı bir misilleme niteliği taşıyacağı belirtildi.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın bu açıklaması, ABD ve AB arasındaki ticari ilişkilerin hassas bir dönemine denk geldi. Bilindiği gibi, Avrupa Komisyonu son yıllarda Google, Apple, Meta gibi ABD merkezli teknoloji devlerine çeşitli nedenlerle rekor düzeyde para cezaları kesmişti. Bunların en dikkat çekeni, Google'ın kendi alışveriş karşılaştırma hizmetini rakiplerinden avantajlı konuma getirdiği gerekçesiyle 2024 yılında verilen 8,25 milyar euro tutarındaki ceza oldu. Dün, Avrupa Adalet Divanı'nın bu cezayı onaylaması, Trump yönetiminin tepkisini çekti. Beyaz Saray sözcüsü, bu tür uygulamaların Amerikan şirketlerine karşı 'hedeflenmiş bir saldırı' olduğunu savunarak, tarife soruşturması kararının bu çerçevede alındığını duyurdu.
Uzmanlara göre, Trump'ın bu hamlesi sadece teknoloji sektörüyle sınırlı kalmayabilir. Zira AB, son dönemde Dijital Piyasalar Yasası (DMA) ve Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemelerle ABD'li teknoloji şirketlerinin pazardaki hâkimiyetini denetlemeye çalışıyor. Bu durum, Washington ile Brüksel arasında sürekli sürtüşmelere neden olurken, aynı zamanda küresel ticaret dengelerini de etkiliyor. ABD Ticaret Temsilciliği'nin (USTR) bu konuda bir ön inceleme başlatacağı ve önümüzdeki haftalarda AB ile müzakerelerin yoğunlaşması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Atlantik'in iki yakası arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir gerilim dalgasının habercisi olabilir. ABD ile AB arasındaki ticaret hacmi yıllık olarak 1,3 trilyon doları buluyor. Bu devasa ticari ilişki, her iki tarafın da ekonomik refahı için kritik öneme sahip. Uygulanacak olası tarifeler, iki tarafın da ihracatını olumsuz etkileyebileceği gibi küresel tedarik zincirlerinde de aksamalara yol açabilir. Özellikle otomotiv, havacılık ve tarım sektörleri gibi alanlarda karşılıklı misillemeler gündeme gelebilir. Trump yönetiminin önceki döneminde çelik ve alüminyuma uygulanan tarifeler, AB'nin misillemesine yol açmış ve bu durum o dönemde ticaret savaşlarına neden olmuştu. Benzer bir senaryonun tekrarlanmasından endişe edilirken, Biden yönetimindeki diyalog dönemi sonrası Trump ile birlikte yeniden sertleşen söylem, Avrupalı liderleri de tedirgin ediyor.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Trump'ın açıklamalarına henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak AB yetkilileri, teknoloji şirketlerinin cezalandırılmasının yasal süreçlere dayandığını ve bunun ticaret tarifeleriyle bağdaştırılamayacağını dile getiriyor. Brüksel'in, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına atıfta bulunarak bu tarifeleri uluslararası hukuka aykırı bulması halinde, DTÖ nezdinde dava açılması gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile AB arasındaki bu ticari gerilimden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye, AB ile gümrük birliği ilişkisine sahip ve ABD ile serbest ticaret anlaşması bulunmuyor; bu nedenle olası bir tarife artışı, Türk ihracatçılarını dolaylı olarak etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin bu gerilimde tarafsız kalma arayışı sürerken, yeni ticaret rotaları ve alternatif pazarlar arayışında olması, bu gerilimi fırsata çevirme potansiyeli de barındırıyor. Ancak küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için daha yüksek riskler anlamına geliyor. Sonuç olarak, Trump'ın bu adımı, Türkiye'nin dış ticaret politikalarını da yakından ilgilendiren bir gelişme olarak değerlendirilmeli.