Son yıllarda sosyal medyada popülerleşen "tradwife" (geleneksel eş) akımı, kadınların ev hanımı ve anne olarak geleneksel rollere dönüşünü yücelten bir yaşam tarzını idealize ediyor. Ancak yeni bir analize göre, bu akımın ardındaki gerçek çok daha sıradan: Çoğu ev hanımı, aslında çocuk bakımının yüksek maliyetleri nedeniyle çalışmayı bırakıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde ortalama bir kreşin yıllık ücreti 10.000 ila 15.000 dolar arasında değişirken, bu rakam birçok aile için ikinci bir maaşı tamamen eritiyor. Ekonomik zorunluluklar, kadınları işgücünden uzaklaştırırken, bu durum ideolojik bir tercihmiş gibi sunuluyor.
Geleneksel Rollere Övgü mü, Ekonomik Zorunluluk mu?
Tradwife akımı, 1950'lerin Amerikan aile yapısını idealize eden, kadınların ev işleri ve çocuk bakımına odaklanmasını yücelten bir internet fenomeni olarak ortaya çıktı. TikTok ve Instagram'da milyonlarca takipçiye ulaşan bu içerik üreticileri, temizlik, yemek yapma ve çocuk yetiştirme rutinlerini paylaşıyor. Ancak Pew Araştırma Merkezi'nin 2023 verilerine göre, ABD'de ev hanımı olan kadınların %70'i, çocuk bakım maliyetleri nedeniyle işten ayrıldığını belirtiyor. Çocuk bakımı, birçok aile için ipotek ödemesinden sonraki en büyük hane gideri haline geldi. Ekonomik kriz ve enflasyonla birlikte bu oran daha da arttı.
Tradwife kavramı, kültürel bir geri dönüş veya feminist kazanımlara bir tepki olarak görülse de, altta yatan neden büyük ölçüde yapısal ekonomik eşitsizlikler. ABD’de sadece 13 eyalet, işverenlerin doğum izni sağlamasını zorunlu kılıyor. Federal düzeyde ücretli aile izni bulunmuyor. Bu koşullar altında, özellikle düşük ve orta gelirli ailelerde kadınlar, işgücü piyasasında kalmanın maliyetini aile bütçesi açısından hesapladığında, evde kalmanın daha mantıklı olduğu sonucuna varıyor. Ancak bu tercih, genellikle ideolojik bir söylemle yüceltilirken, ekonomik zorunluluk göz ardı ediliyor.
Akımın Küresel Yansımaları
Tradwife akımı, yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı; İngiltere, Kanada ve Avustralya'da da benzer içerik üreticileri ortaya çıktı. Özellikle pandemi sonrası dönemde evden çalışma olanaklarının artması, ev içi rollerin yeniden tanımlanmasına yol açtı. Ancak bu akımın kadın hakları üzerindeki etkileri tartışmalı. Bir yandan kadınlara evde kalma seçeneğini meşrulaştırırken, diğer yandan işgücüne katılım oranlarının düşmesine ve cinsiyet eşitsizliğinin derinleşmesine katkıda bulunabilir. OECD verilerine göre, ABD'de kadınların işgücüne katılım oranı 2023'te %57,3 ile son 30 yılın en düşük seviyelerinden birinde seyrediyor.
Bazı eleştirmenler, tradwife akımını kadınları özgürleştirici değil, hapsedici bir hareket olarak tanımlıyor. Geleneksel rollerin yüceltilmesi, kadınların ekonomik bağımsızlığını kaybetmesine ve şiddete maruz kalma riskini artırmasına neden olabilir. Öte yandan, bu akımın savunucuları, ev hanımı olmanın bir seçim olduğunu ve anneliğin kutsal bir görev olduğunu savunuyor. Ancak bu seçimin ekonomik zorlamalar olmaksızın yapılıp yapılmadığı sorusu havada kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de de yankı buluyor. Türkiye'de çocuk bakımı maliyetleri, özellikle büyük şehirlerde, aile bütçelerini zorluyor. Kadın istihdam oranı %32 ile OECD ortalamasının altında seyrederken, kreş ücretleri ve yetersiz devlet destekleri, kadınların işgücüne katılımını engelleyen temel faktörler arasında. tradwife akımına benzer bir söylem, Türkiye'de muhafazakar çevrelerde kadının evde kalmasını teşvik eden bir dil olarak mevcut. Ancak bu durum, kadınların ekonomik özgürlüğünü kısıtlarken, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor. Küresel bir eğilim olarak tartışılan bu akımın, Türkiye'deki yansımaları da dikkatle izlenmeli.