ABD'nin, İran'ın bu gece İsrail'e yönelik düzenlediği balistik füze saldırısında hiçbir füze durdurmadığı bildirildi. CNN'in ABD'li bir yetkiliye dayandırdığı habere göre, İsrailli bir askeri yetkilinin ABD'nin füzeleri durdurduğu yönündeki açıklaması doğru değil. Saldırı sırasında ABD unsurları İsrail çevresinde konuşlanmış durumdaydı ancak herhangi bir müdahalede bulunmadıkları belirtildi. İran'ın İsrail'e yaklaşık 300 füze ve insansız hava aracı gönderdiği, bunların büyük kısmının İsrail hava savunma sistemleri ve müttefik uçaklar tarafından etkisiz hale getirildiği ifade ediliyor. Gelişme, Ortadoğu'da tırmanan gerginlikte ABD'nin rolüne ilişkin soru işaretleri yaratıyor.
Saldırının arka planı ve detayları
İran Devrim Muhafızları, İsrail'in Şam'daki konsolosluk binasına düzenlediği ve 7 İranlı askeri yetkilinin öldüğü saldırıya misilleme olarak gece saatlerinde İsrail'e yönelik geniş çaplı bir füze ve drone saldırısı başlattı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran'dan atılan 300'den fazla fırlatmanın büyük çoğunluğunun ülke sınırlarına ulaşmadan imha edildiğini açıkladı. Saldırıda İsrail'e bağlı sadece bir askeri üste hafif hasar oluştuğu, can kaybı yaşanmadığı bildirildi. İsrail, saldırıya karşı koymak için Demir Kubbe ve David Sling hava savunma sistemlerini kullanırken, ABD, İngiltere, Ürdün ve Fransa'nın da İran füzelerine karşı müdahalede bulunduğu belirtiliyor. Ancak ABD'li yetkililerin CNN'e yaptığı açıklama, Washington'un doğrudan bir müdahalesinin olmadığını ortaya koyuyor. Bu durum, ABD'nin İran-İsrail çatışmasında çatışmayı tırmandırmama arzusunu yansıtıyor.
İsrailli bir askeri yetkilinin pazar günü yaptığı basın açıklamasında, 'ABD bize yardım etti ve füzeleri durdurdu' ifadelerini kullanması, kafa karışıklığına yol açtı. CNN kaynağı, 'ABD bu saldırıda herhangi bir füze durdurmadı. İsrailliler daha önce farklı bir şey söylemiş olsalar da, bu doğru değil' dedi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby ise daha önce yaptığı açıklamada, ABD'nin İsrail'in hava savunmasına destek verdiğini ancak ayrıntıya girmedi.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın İsrail'e yönelik ilk doğrudan saldırısı olması nedeniyle tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendirilen bu gelişme, Ortadoğu'da savaşın yayılma riskini artırıyor. İsrail Savaş Kabinesi, saldırıya nasıl yanıt verileceğini tartışmak üzere toplandı. İran'ın saldırısı, ülkenin İsrail'in konsolosluk saldırısına misilleme yapacağı yönündeki uyarılarının ardından geldi. ABD Başkanı Joe Biden, olayın ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefon görüşmesi yaparak ABD'nin İsrail'in güvenliğine olan taahhüdünü yineledi ancak doğrudan askeri müdahaleden kaçındı. Bu, KBiden yönetiminin bölgede daha geniş bir savaşı önleme politikasını yansıtıyor. ABD'nin füze durdurmaması, İran'ın saldırısının büyüklüğüne rağmen Washington'un çatışmanın doğrudan parçası olmak istemediğini gösteriyor. Öte yandan, İngiltere ve Ürdün'ün İran füzelerine karşı müdahalesi, Batı'nın İsrail'e verdiği desteğin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de yakından izlediği Ortadoğu'da güvenlik dengelerini yeniden şekillendiriyor. İran-İsrail arasında doğrudan çatışma riski, Türkiye'nin bölgedeki ticari ve diplomatik çıkarlarını tehdit edebilir. Türkiye, hem İran hem de İsrail ile sınırlı da olsa ilişkilerini sürdürürken, böyle bir kriz iki taraf arasında denge politikasını zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD'nin füze durdurmaması, Ankara'nın Washington'un bölgeye angajmanı konusundaki soru işaretlerini artırabilir. Türkiye, kendi güvenliği açısından bölgesel bir savaşın yayılmasını istememekte ve bu nedenle tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Gelişme, NATO'nun güney kanadında Türkiye'nin stratejik önemini yeniden vurgularken, Türk savunma sanayiine olan ilgiyi de artırabilir.