Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), ABD'nin uygulamaya koyduğu seyahat kısıtlamalarının, 2026 FIFA Dünya Kupası'nı yerinde izlemek isteyen binlerce uluslararası taraftarın maçlara katılımını engelleyebileceği uyarısında bulundu. Örgütün yayımladığı raporda, 'Tezahürat yapmak için tribünlerde olmak yerine, birçok kişi ABD'den seyahat yasağı, vize reddi ve agresif göçmenlik uygulamaları tehdidiyle karşı karşıya' ifadelerine yer verildi. 2026 yılında ABD, Kanada ve Meksika'nın ortaklaşa düzenleyeceği turnuva, tarihin en büyük spor organizasyonlarından biri olmaya hazırlanırken, insan hakları kuruluşu bu durumun turnuvanın kapsayıcılık ruhuna gölge düşürdüğünü belirtiyor.
Seyahat kısıtlamalarının boyutu ve hedefi
Amnesty International'ın raporuna göre, ABD yönetiminin son dönemde aldığı önlemler, özellikle Ortadoğu, Afrika ve Güney Asya ülkelerinden gelen vatandaşları hedef alıyor. 2017'de yürürlüğe giren ve 'Müslüman yasağı' olarak da anılan seyahat kısıtlamalarının genişletilmesiyle birlikte, İran, Suriye, Yemen, Somali, Sudan, Libya gibi ülkelerden gelenlerin ABD'ye girişi ciddi şekilde zorlaştı. Ayrıca, Meksika sınırında uygulanan Titre 42 politikası ve sığınma başvurularına getirilen kısıtlamalar da milyonlarca kişiyi etkiliyor. Örgüt, Dünya Kupası'nın evrensel bir spor etkinliği olduğunu vurgulayarak, ABD'yi bu kısıtlamaları kaldırmaya çağırıyor.
2026 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak üç ülke arasında en katı vize politikalarına sahip olan ABD, turnuva öncesinde bu durumun düzeltilmemesi halinde, potansiyel ziyaretçi sayısının milyonlarla ifade edildiği bir organizasyonda ciddi aksaklıklar yaşanabileceği belirtiliyor. FIFA yetkilileri ise şu ana kadar bu konuda resmi bir açıklama yapmazken, insan hakları örgütleri ABD'ye çağrıda bulunuyor.
Küresel spor ve insan hakları bağlamı
Spor organizasyonları, özellikle Dünya Kupası gibi dev etkinlikler, ülkelerin uluslararası imajını şekillendirmede önemli rol oynuyor. Ancak ABD'nin mevcut politikaları, kapsayıcılık ve hoşgörü mesajlarının aksine, ayrımcılık ve dışlayıcılık algısını güçlendiriyor. Amnesty International, bu kısıtlamaların sadece taraftarları değil, aynı zamanda sporcuları, basın mensuplarını ve organizasyon için çalışacak personeli de etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle siyasi istikrarsızlık yaşayan veya insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştirilen ülkelerden gelenlerin vize alması neredeyse imkansız hale gelmiş durumda.
Öte yandan, Kanada ve Meksika'nın daha esnek vize politikaları uygulaması, ABD'nin bu konuda yalnız kalmasına yol açıyor. Uzmanlar, bu durumun turnuvanın mekansal ve lojistik planlamasında dengesizliklere neden olabileceğini, hatta bazı maçların katılımının düşmesine yol açabileceğini öngörüyor. Sporun birleştirici gücüne vurgu yapan eleştirmenler, ABD'nin bu politikalarından vazgeçmesi gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin seyahat kısıtlamaları, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, 2026 Dünya Kupası'na katılma potansiyeli olan bir ülke olmasa da, bölgesel bir güç olarak uluslararası spor organizasyonlarında etkin rol oynuyor. ABD'nin uygulamaları, Türk vatandaşlarının vize almasını zorlaştırarak, Türk turizm ve spor sektörünü olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin yakın ilişki içinde olduğu Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden gelen taraftarların etkilenmesi, Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir gerginlik konusu haline gelebilir. Ankara, bu tür kısıtlamaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu daha önce de dile getirmişti. Küresel sporun birleştirici ruhuna uygun olarak, Türkiye'nin bu konuda uluslararası platformlarda eleştirel bir duruş sergilemesi beklenebilir.