İngiltere’de Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, Salı günü yapacağı konuşmada kamu sektörünün eşitliği teşvik etme yükümlülüğünü kaldıracağını duyuracak. Bu adım, aşırı sağcı Reform UK partisinin artan popülaritesini durdurmayı hedefliyor. Badenoch, mevcut düzenlemenin eşitliği değil, ‘bölücü gündemleri’ ilerletmek için kullanıldığını savunacak.
Gelişmenin arka planı
Eşitlik Yasası kapsamındaki Kamu Sektörü Eşitlik Yükümlülüğü, 2010 yılında dönemin İşçi Partisi hükümeti tarafından yürürlüğe konuldu. Bu düzenleme, kamu kurumlarının politika ve hizmetlerinde cinsiyet, ırk, engellilik gibi temellerde ayrımcılığı önlemek ve fırsat eşitliğini artırmak için aktif adımlar atmasını zorunlu kılıyor.
Badenoch’a göre bu yükümlülük, sivil toplum kuruluşları ve aktivist gruplar tarafından ‘vatandaşları birbirine düşüren’ bir araca dönüştü. Eski bir eşitlik bakanı olan Badenoch, uzun süredir bu düzenlemenin kaldırılması gerektiğini savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu adımın yıllardır elde edilen eşitlik kazanımlarını geriye götürebileceğini belirtiyor.
Muhafazakar Parti, Reform UK’nin İşçi Partisi’nin ardından ikinci sıraya yerleştiği anketlerde büyük oy kaybı yaşıyor. Badenoch’un bu hamlesi, partisinin sağ tabanını konsolide etme ve Reform seçmenini geri kazanma çabası olarak görülüyor. Ancak parti içinde bu radikal adımın merkez seçmeni kaçırabileceği endişesi de var.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, sadece İngiltere’de değil, Avrupa genelinde yükselen popülist ve milliyetçi dalganın bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde de benzer tartışmalar yaşanıyor. Hollanda’da Geert Wilders’in liderliğindeki Özgürlük Partisi’nin seçim zaferi ve Almanya’da aşırı sağcı AfD’nin yükselişi, eşitlik politikalarının sorgulanmasına yol açtı.
Öte yandan, İngiltere’nin bu adımı uluslararası insan hakları kuruluşlarının tepkisini çekebilir. Birleşmiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, eşitlik yükümlülüklerinin kaldırılmasını endişeyle karşılıyor. Badenoch’un bu hamlesi, Muhafazakar Parti’nin Brexit sonrası ‘küresel Britanya’ vizyonuyla da çelişebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri ve uluslararası insan hakları normlarına uyum süreci düşünüldüğünde, bu gelişme dolaylı bir uyarı niteliği taşıyor. AB, üye ülkelerinde eşitlik politikalarının geriletilmesine karşı hassas. Türkiye’nin AB üyeliği müzakerelerinde eşitlik ve ayrımcılıkla mücadele kriterleri önemli bir yer tutuyor. Ayrıca, popülist dalganın yükseldiği bir dönemde Türkiye’nin kendi eşitlik politikalarını güçlendirmesi, hem iç barış hem de uluslararası itibarı açısından kritik olabilir.