Fransa’nın en büyük petrol şirketi TotalEnergies’e karşı açılan iklim davasının ilk duruşması 12 Şubat 2025’te Paris’te başladı. Dava, çokuluslu bir enerji şirketinin sera gazı emisyonlarını azaltmak için üretimini kısmaya zorlanması açısından bir ilk niteliği taşıyor. Mahkeme, şirketin fosil yakıt üretimini sınırlandırması gerektiğine hükmederse, bu karar küresel iklim hukuku açısından emsal teşkil edebilir. Davayı yakından takip edenler arasında, özellikle Nijerya ve Uganda gibi ülkelerde TotalEnergies’in projelerine karşı mücadele yürüten Afrikalı kampanyacılar bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
TotalEnergies, Fransız çokuluslu bir enerji şirketi olarak dünya genelinde petrol ve doğalgaz arama, üretim ve rafinaj faaliyetleri yürütüyor. Şirket, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefi koyduğunu açıklasa da, çevre örgütleri bu hedefin yeni petrol ve gaz sahaları açma planlarıyla çeliştiğini savunuyor. Özellikle Doğu Afrika’daki Tilenga ve EACOP (Doğu Afrika Ham Petrol Boru Hattı) projeleri, yerel topluluklar ve çevre aktivistlerinin yoğun tepkisini çekiyor.
Dava, Fransız sivil toplum kuruluşları ve iklim aktivistleri tarafından, şirketin iklim taahhütlerini yerine getirmediği gerekçesiyle açıldı. Aktivistler, TotalEnergies’in mevcut üretim seviyesini koruması halinde, Paris İklim Anlaşması’nda belirlenen küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlandırma hedefinin imkansız hale geleceğini iddia ediyor. Mahkemeden, şirketin yıllık fosil yakıt üretimini 2025’ten itibaren kademeli olarak azaltmasını ve bu azaltımı bağlayıcı bir takvime bağlamasını talep ediyorlar.
Bölgesel ve küresel boyut
Davanın sonucu yalnızca Fransa’da değil, Afrika kıtasında da yankı uyandıracak. TotalEnergies’in Uganda ve Tanzanya’daki faaliyetleri, yerel halkın topraklarından edilmesine ve ekosistemin zarar görmesine neden olduğu gerekçesiyle sık sık protesto ediliyor. Nijerya’da ise şirketin Nijer Deltası’ndaki faaliyetleri nedeniyle petrol sızıntıları ve çevre felaketleri yaşanıyor. Afrikalı kampanyacılar, bu davanın şirketlerin Afrika’daki sorumsuz uygulamalarına karşı bir dönüm noktası olmasını umuyor.
Küresel ölçekte ise dava, fosil yakıt şirketlerinin iklim değişikliğindeki sorumluluğunu hukuki zemine taşıyan önemli bir adım olarak görülüyor. Benzer davalar ABD, Hollanda ve Almanya’da da görülmekte. Hollanda’da 2021’de Shell’e karşı açılan davada mahkeme, şirketin emisyonlarını %45 oranında azaltmasına hükmetmişti. Bu davanın sonucu, diğer ülkelerdeki iklim davaları için emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Paris İklim Anlaşması’nı onaylamış ve 2053 net sıfır emisyon hedefini açıklamış bir ülke olarak, bu davanın sonucu enerji politikalarını etkileyebilir. TotalEnergies davasının emsal kararları, Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası enerji şirketlerine karşı benzer hukuki süreçlerin önünü açabilir. Ayrıca, Türkiye’nin doğalgaz ve petrol ithalatında önemli rol oynayan ülkelerle olan ilişkileri, fosil yakıt üretimine yönelik olası kısıtlamalardan etkilenebilir. Küresel enerji dönüşümünün hızlanması, Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarını artırma zorunluluğunu da beraberinde getiriyor.