Hong Kong'da 38 yaşındaki zihinsel hastalığı bulunan bir erkeğin polis tarafından vurularak öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçti. Eşi Li, hâlâ kocasının ölümüne ilişkin bir ölüm soruşturması (inquest) açılıp açılmayacağını öğrenmeyi bekliyor. 15 Eylül 2024'te Li, yaşlı annesine saldıran kocası için polisi aramıştı. Olay yerine gelen polis, silahını çekerek erkeği vurmuş ve ölümüne neden olmuştu. O günden bu yana Li, yetkililerden resmi bir açıklama alamadı.
Olayın Arka Planı: Bir Çağrı, Bir Ölüm
Li'nin anlattığına göre, kocası yıllardır şizofreni tedavisi görüyordu. Olay günü ilaçlarını almamış ve halüsinasyonlar görmeye başlamıştı. Annesine fiziksel olarak saldırması üzerine Li, ivedilikle polisi aradı. İhbar üzerine gelen ekip, kocasını sakinleştirmek yerine doğrudan silah kullanma yoluna gitti. Li, "Ben polisten yardım istedim, onlar kocamı öldürdü" diyerek yaşadığı travmayı dile getiriyor.
Olayla ilgili polis raporunda, erkeğin görevlilere bıçakla saldırdığı öne sürüldü. Ancak aile avukatları ve görgü tanıkları, erkeğin elinde yalnızca bir sopa olduğunu ve polisin orantısız güç kullandığını iddia ediyor. Li, kocasının ölümünden sorumlu tutulan polis memuru hakkında herhangi bir disiplin soruşturması açılmadığını belirtiyor.
Hong Kong yasalarına göre, bir ölümün ardından sulh ceza mahkemesi tarafından ölüm soruşturması açılabilir. Soruşturma, ölüm nedenini ve koşullarını bağımsız bir şekilde incelemeyi amaçlar. Ancak Li'nin dosyası iki yıldır bekletiliyor. Yetkililer, soruşturma açılıp açılmayacağına dair henüz bir karar vermedi. Li, "Sadece bir cevap istiyorum. Kocam neden öldü? Neden kimse hesap vermiyor?" diyerek adalet çağrısı yapıyor.
Olay, Hong Kong'da polis şiddeti ve ruh sağlığı hastalarına yönelik muamele konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. 2019 protestoları sonrası polisin yetkilerinin genişletilmesi ve hesap verebilirliğin azalması, bu tür vakalarda şeffaflık endişelerini artırıyor. İnsan hakları örgütleri, Hong Kong'da polis kaynaklı ölümlerin bağımsız soruşturulmadığını sık sık dile getiriyor.
Ruh Sağlığı ve Polis Müdahalesi: Bölgesel ve Küresel Boyut
Asya genelinde ruh sağlığı hastalarına yönelik polis müdahaleleri sıklıkla ölümcül sonuçlanabiliyor. Japonya, Güney Kore ve Tayvan'da da benzer vakalar yaşandı. Uzmanlar, polisin ruh sağlığı krizlerine yönelik özel eğitim almamasının bu tür trajedilere yol açtığını belirtiyor. Hong Kong'da ruh sağlığı hizmetlerine erişim zaten kısıtlıyken, pandemi sonrası artan psikolojik sorunlar ve yetersiz kaynaklar tabloyu daha da kötüleştirdi.
Uluslararası Af Örgütü ve Hong Kong İnsan Hakları İzleme Merkezi gibi kuruluşlar, Li'nin davasını yakından takip ediyor. Bu tür vakalar, Hong Kong'un uluslararası itibarını zedeleyerek yatırımcı güvenini sarsabilir. Öte yandan, Çin merkezi hükümeti Hong Kong'da ulusal güvenlik yasalarını sıkılaştırırken, polisin hesap verebilirliği konusundaki endişeler derinleşiyor.
Li, kocasının ölümünün ardından psikolojik destek almakta zorlandı. İki yıl boyunca her ay polis merkezine ve savcılığa başvurduğunu, ancak somut bir yanıt alamadığını söylüyor. "Benim için adalet, kocamın ölümünün bağımsız bir şekilde soruşturulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasıdır" diyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'da yaşanan bu olay, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, polis şiddeti ve ruh sağlığı hastalarına yaklaşım konusunda evrensel bir ders niteliğinde. Türkiye'de de zaman zaman kolluk kuvvetlerinin ruh sağlığı krizlerine müdahalesi tartışma yaratıyor. Ayrıca, Hong Kong'daki hukuk devleti ve insan hakları erozyonu, Türkiye'nin bölgesel ve küresel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Çin ile ilişkilerini dengeleyen Türkiye, Hong Kong'daki gelişmeleri yakından izlemeli ve uluslararası platformlarda insan hakları ihlallerine karşı tutumunu netleştirmelidir.