İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, 24 Ocak 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Lübnan’daki savaşın sona ermesinin, İran ile ABD-İsrail ittifakı arasındaki çatışmaların durdurulması için bir "ön koşul" olduğunu belirtti. İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Araghchi, tüm cephelerde savaşın bitirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, İran’ın bölgesel politikasında Lübnan’daki Hizbullah’a verdiği desteğin ne denli kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Tahran yönetimi, İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki operasyonlarına karşılık olarak dolaylı çatışma stratejisini sürdürürken, Araghchi’nin sözleri bu stratejinin kapsamını netleştirdi.
Gelişmenin arka planı
İran ile ABD-İsrail arasındaki gerilim, son aylarda Suriye ve Irak’taki hedeflere yönelik karşılıklı saldırılarla artmış durumda. İran, İsrail’in Gazze’deki Hamas’a yönelik operasyonlarına tepki olarak Lübnan’daki Hizbullah aracılığıyla bir "destek cephesi" açtığını duyurmuştu. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah da daha önce yaptığı konuşmalarda, İsrail’e karşı tüm seçeneklerin masada olduğunu belirtmişti. Araghchi’nin son açıklaması, İran’ın Hizbullah’ı savaşın bir parçası olarak gördüğünü ve Lübnan’daki ateşkes olmadan İran’a yönelik tehditlerin sona ermeyeceğini ifade ediyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise İran’ın bu tutumu "endişe verici" olarak değerlendirilirken, Washington’un İsrail’in güvenliğine tam destek verdiği yinelendi. Öte yandan, İsrail Savunma Kuvvetleri, kuzey sınırındaki Hizbullah mevzilerine yönelik operasyonların sürdüğünü duyurdu. Bu gelişmeler, Lübnan’ın zaten kırılgan olan siyasi ve ekonomik yapısını daha da istikrarsızlaştırma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran’ın bu açıklaması, Orta Doğu’daki vekalet savaşlarının daha geniş bir cepheye yayılma riskini artırıyor. Tahran, Hizbullah aracılığıyla İsrail’e karşı caydırıcılık sağlarken, aynı zamanda Yemen’deki Husiler ve Irak’taki Şii milisler üzerinden de baskı oluşturuyor. ABD’nin bölgedeki askeri varlığı, özellikle Katar ve Bahreyn’deki üsler, İran’ın tehdit algısını yükseltti. Uzmanlar, taraflar arasında doğrudan bir savaşın çıkması durumunda petrol fiyatlarının küresel ölçekte ciddi bir sıçrama yapabileceğini belirtiyor.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunsa da, şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedilmiş değil. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Lübnan’da kapsamlı bir ateşkes anlaşması üzerinde çalışıldığını ancak İran’ın tutumunun süreci zorlaştırdığını ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve İsrail arasındaki gerilimin tırmanmasından doğrudan etkilenebilecek bir coğrafyada yer alıyor. Ankara, hem İran’la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken hem de İsrail’le son dönemde yeniden canlanan diplomatik temasları dengelemeye çalışıyor. Lübnan’da bir çatışmanın büyümesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji projelerini ve bölgesel istikrar arayışını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran’a yönelik olası bir askeri operasyon, Türkiye’nin güney sınırında mülteci akışını artırabilir. Bu nedenle Ankara, hem diplomatik kanalları hem de NATO içindeki ittifakları kullanarak tansiyonun düşürülmesini destekleyecektir.