Suudi Arabistan, Yemen'deki Husi isyancılarının son dönemde artan ölümcül saldırıları karşısında giderek daha fazla kuşatma altında hissediyor. Suudi yetkililer, ülkenin güney sınırından gelen füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı etkili bir yanıt geliştirmekte zorlanıyor. Yemen'den Suudi topraklarına yönelik saldırılar, son aylarda hem sıklık hem de şiddet açısından arttı. Husi güçleri, Suudi Arabistan'ın iç bölgelerine kadar ulaşan saldırılar düzenleyerek Riyad yönetimini zor durumda bırakıyor. Suudi Arabistan'ın askeri müdahalesi ise istenen sonucu vermiyor; aksine ülkeyi daha derin bir güvenlik açmazına sürüklüyor.
Yemen krizi ve Suudi müdahalesinin arka planı
Suudi Arabistan, 2015 yılında Yemen'de Husi isyancılarına karşı uluslararası koalisyon güçleriyle askeri operasyon başlattı. Operasyonun amacı, İran destekli olduğu iddia edilen Husileri geri püskürtmek ve Yemen hükümetini yeniden iktidara getirmekti. Ancak sekiz yılı aşkın süredir devam eden çatışma, Suudi Arabistan için askeri ve ekonomik açıdan ağır bir yük haline geldi. Savaş, binlerce sivilin ölümüne ve büyük bir insani krize yol açarken, Suudi Arabistan'ın uluslararası itibarını da zedeledi. Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısını hedef alarak küresel enerji piyasalarını da zaman zaman dalgalandırdı. 2019 yılında Suudi Aramco tesislerine yapılan saldırı, Suudi Arabistan'ın savunma kabiliyetlerinin sorgulanmasına neden olmuştu.
Son dönemde Husi güçleri, Suudi Arabistan'ın güneyindeki sivil yerleşim alanlarını ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Suudi Arabistan yönetimi, saldırılara karşı hava savunma sistemlerini güçlendirmeye çalışsa da, Husilerin kullandığı düşük maliyetli insansız hava araçları ve balistik füzeler, Suudi savunması için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Suudi Arabistan, ABD ve diğer Batılı müttefiklerinden daha fazla askeri destek talep ediyor, ancak bu destek sınırlı kalıyor. Özellikle ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltma eğilimi, Suudi Arabistan'ı daha kırılgan bir konuma itiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki çatışma, sadece Suudi Arabistan ile Husiler arasında bir mesele değil; aynı zamanda bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan, Husileri İran'ın bölgedeki uzantısı olarak görüyor ve İran'ın Yemen üzerinden Suudi Arabistan'a yönelik tehdidini dengelemeye çalışıyor. İran ise Husilere verdiği destekle Suudi Arabistan'ı zayıflatmayı ve bölgesel nüfuzunu artırmayı hedefliyor. Bu durum, Orta Doğu'da mezhep temelli bir rekabetin derinleşmesine yol açıyor. Diğer yandan, Yemen'deki insani kriz, Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşlarının en büyük endişe kaynaklarından biri. Milyonlarca Yemenli, açlık ve salgın hastalık tehdidi altında yaşıyor. Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çağrılarını desteklediğini açıklasa da, Husilerin saldırıları karşısında bu çağrılar sonuçsuz kalıyor. Uluslararası toplum, Suudi Arabistan'a yönelik silah satışlarını sorgularken, Riyad yönetimi artan eleştirilerle baş etmek zorunda.
Suudi Arabistan'ın ekonomik olarak da zor bir dönemden geçtiği belirtiliyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Kovid-19 salgınının etkileri, Suudi bütçesi üzerinde baskı oluşturuyor. Yemen'deki savaşın maliyeti ise milyarlarca doları buluyor. Suudi Arabistan, bir yandan ekonomik reformlar ve Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda petrol dışı gelirleri artırmaya çalışırken, diğer yandan güvenlik harcamalarını finanse etmekte zorlanıyor. Bu durum, ülkenin askeri operasyonlarını sürdürme kapasitesini sınırlayabilir. Ayrıca, Husi saldırıları, yabancı yatırımcıların Suudi Arabistan'a yönelik güvenini sarsarak ekonomik çeşitlendirme çabalarını sekteye uğratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri açmazı ve artan Husi saldırıları, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, bölgesel istikrarın korunması ve insani krizin sona erdirilmesi için diplomatik çözümleri destekliyor. Suudi Arabistan'ın güvenlik endişeleri, Türkiye'nin de savunduğu gibi, sadece askeri yöntemlerle çözülemez; kalıcı barış için Yemen'de kapsayıcı bir siyasi süreç gerekiyor. Türkiye, bölgede artan gerginliğin enerji arz güvenliğini ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebileceğini göz önünde bulundurarak, Suudi Arabistan ile diyalog kanallarını açık tutmaya önem veriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Yemen'e yönelik insani yardımları, bölgede istikrarın sağlanmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Suudi Arabistan'ın yaşadığı zorluklar, Ankara'nın Riyad ile ilişkilerinde denge politikası izlemesini gerektiriyor.