Suriye'nin kuzeydoğusunda, Haseke ilinde bulunan Roj Kampı'nda, çoğu IŞİD militanlarının ailelerinden oluşan binlerce kadın ve çocuk, yıllardır süren belirsizlik ve kötü yaşam koşulları altında mahsur kalmaya devam ediyor. Kampta yaşayanların sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte, on binlerce kişinin hâlâ burada tutulduğu tahmin ediliyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, kamptaki insani krizin her geçen gün derinleştiğini ve acil müdahale gerektiğini vurguluyor.
Kamptaki İnsani Durum ve Yaşam Koşulları
Roj Kampı, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından yönetiliyor. Kamp, 2019 yılında IŞİD'in son kalesi olan Bağuz'un düşmesinin ardından binlerce kişinin akın etmesiyle aşırı kalabalıklaştı. O tarihten bu yana kamptan çıkışlar son derece sınırlı. Kampta yaşayan kadınlar ve çocuklar, temel sağlık hizmetlerine erişimde zorluk çekiyor, eğitim imkânlarından yoksun ve güvenlik endişeleriyle karşı karşıya. Özellikle çocuklar, radikal grupların etkisi altında büyüme riski taşıyor. Birleşmiş Milletler ve diğer yardım kuruluşları, kampta gıda, su ve ilaç sıkıntısı yaşandığını rapor ediyor. Kadınların birçoğu, kocaları savaşta ölmüş ya da kaybolmuş durumda ve kendilerini ailelerinin tek geçim kaynağı olarak bulmuş durumda.
İnsan hakları savunucuları, kampta keyfi tutuklamalar, kötü muamele ve ayrımcılık iddialarını dile getiriyor. Özellikle yabancı uyruklu kadınlar ve çocuklar, vatandaşlık haklarından yoksun bırakıldıkları için ülkelerine dönüşte büyük engellerle karşılaşıyor. Bazı ülkeler, vatandaşlarını geri getirmek için adımlar atsa da, bu süreç son derece yavaş ilerliyor. Kampta kalanların büyük çoğunluğu Irak, Suriye ve diğer Orta Doğu ülkelerinden gelirken, aralarında Avrupa ülkelerinden ve diğer bölgelerden gelenler de bulunuyor.
Uluslararası Toplumun Tutumu ve Çözüm Arayışları
Uluslararası toplum, Roj Kampı'ndaki duruma yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler, kamptaki çocukların durumuna özellikle dikkat çekerek, onların en kısa sürede normal hayata döndürülmeleri gerektiğini belirtiyor. Ancak, ülkelerin çoğu, IŞİD bağlantılı kişileri geri almak konusunda isteksiz davranıyor. Güvenlik endişeleri, toplumsal tepkiler ve hukuki karmaşıklıklar, geri dönüşleri zorlaştırıyor. İnsan hakları örgütleri, bu kişilerin vatandaşlık haklarının ellerinden alınmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Kamptan çıkışlar için çeşitli girişimler olsa da, bunlar sınırlı sayıda kişiyi kapsıyor ve bürokratik engeller nedeniyle yavaş ilerliyor.
Suriye Demokratik Güçleri, kampın yönetiminden ve güvenliğinden sorumlu olsa da, uluslararası destek olmadan bu yükün altından kalkamayacağını belirtiyor. Kampta zaman zaman çıkan isyanlar ve güvenlik ihlalleri, durumun ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. 2021 yılında kampta çıkan yangın ve ardından yaşanan kaos, uluslararası toplumun müdahalesinin ne kadar elzem olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Kampta yaşayan kadınların bir kısmı, radikal ideolojileri benimsemeye devam ederken, bir kısmı ise geri dönüş ve rehabilitasyon umudu taşıyor. Ancak, psikolojik destek ve rehabilitasyon hizmetleri neredeyse yok denecek kadar az.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Roj Kampı, Türkiye'nin sınırının hemen güneyinde, Suriye'nin kuzeydoğusunda yer alıyor ve Türkiye için doğrudan güvenlik ve insani boyutları olan bir mesele. Kampta Türkiye vatandaşı olduğu iddia edilen kişilerin varlığı, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, IŞİD ile mücadelede aktif rol almış bir ülke olarak, bu kamptan gelebilecek radikal unsurların kendi topraklarına sızma riskini dikkatle izliyor. Ayrıca, kamptaki insani kriz, Türkiye'nin bölgedeki istikrar ve güvenlik politikalarını etkiliyor. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde yürüttüğü operasyonlarla bölgede güvenli bölgeler oluşturmayı hedefliyor ve Roj Kampı gibi yapıların geleceği, bu stratejinin bir parçası. Uluslararası toplumun kampta çözüm bulma çabalarına Türkiye'nin de katkı sunması, hem bölgesel güvenlik hem de insani sorumluluk açısından önem taşıyor.