Suriye'de Beşşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni İslamcı yönetim, eski rejimin önemli isimlerine yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Şam yönetimi, 11 Şubat 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Esad dönemi Hava Kuvvetleri Komutanı General Muhammed Ali Nasır’ın tutuklandığını duyurdu. Nasır, Avrupa Birliği tarafından kimyasal saldırılardaki rolü nedeniyle yaptırım listesine alınmıştı. Tutuklama, Suriye'nin yeni yöneticilerinin eski rejim mensuplarına yönelik kapsamlı bir yargılama süreci başlattığına işaret ediyor.
General Nasır'ın Geçmişi ve Suçlamalar
General Muhammed Ali Nasır, 2018-2024 yılları arasında Suriye Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevini yürüttü. Görev süresi boyunca, özellikle Doğu Guta ve İdlib bölgelerine düzenlenen hava saldırılarında kimyasal silah kullanıldığı iddialarıyla anıldı. Avrupa Birliği, 2019 yılında Nasır'ı da içeren bir yaptırım paketi açıklamış, kendisini "sivil halka karşı kimyasal silah kullanılmasından sorumlu" olarak nitelemişti. Batılı istihbarat kaynakları, Nasır'ın emri altındaki birliklerin 2020'de İdlib'de klor gazı saldırıları gerçekleştirdiğini öne sürüyor. Suriye'nin yeni yönetimi, Nasır'ın yanı sıra eski rejime ait çok sayıda üst düzey askeri ve sivil yetkilinin yakalandığını, ancak şu ana kadar resmi bir yargılama sürecinin başlatılmadığını belirtiyor.
Esad'ın Aralık 2024'te devrilmesinin ardından ülke genelinde güvenlik ve istikrarı sağlamaya çalışan yeni yönetim, eski rejim unsurlarına yönelik operasyonları hızlandırdı. Ancak insan hakları örgütleri, bu operasyonların hedef gözetmeksizin ilerlediği ve hukuki süreçlerin şeffaflıktan uzak olduğu eleştirilerinde bulunuyor. Özellikle, tutuklanan bazı kişilerin işkence gördüğüne dair iddialar, uluslararası toplumda endişeye yol açıyor. Suriye yönetimi ise bu iddiaları reddederken, adil yargılama sözü veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nasır'ın tutuklanması, sadece Suriye iç politikasında değil, bölgesel dengelerde de yankı uyandırdı. Esad rejiminin devrilmesiyle birlikte, İran ve Rusya'nın Suriye'deki nüfuzu zayıflarken, Türkiye ve Katar gibi ülkelerin etkisi arttı. Yeni yönetim, Batı ile ilişkileri normalleştirme çabası içerisinde. Bu bağlamda, eski rejimin savaş suçlarından sorumlu isimlerinin yargılanması, uluslararası toplum nezdinde meşruiyet kazanma açısından kritik önem taşıyor. Avrupa Birliği, Suriye'de adil bir yargılama sürecinin başlatılmasını şart koşarken, ABD ise yeni yönetime terörle mücadele ve insani yardım konularında destek sağlıyor.
Öte yandan, Nasır'ın tutuklanması, Suriye'deki diğer eski rejim yetkililerine yönelik bir uyarı niteliği taşıyor. Birçok eski bürokrat ve askeri yetkili, kendilerini güvende hissetmedikleri için ülkeyi terk etmiş durumda. Ancak sığınma talebinde bulunanların sayısı, hala Suriye'de kalanların sayısının oldukça altında. Bu durum, yeni yönetimin otoritesini tam anlamıyla tesis edemediğini ve hâlâ iç tehditlerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Esad sonrası Suriye'de istikrarın sağlanmasını ve terör unsurlarının temizlenmesini öncelikli hedef olarak görmektedir. Nasır gibi kimyasal saldırılardan sorumlu askeri yetkililerin yargılanması, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu hesap verebilirlik ilkesine uygun düşmektedir. Ancak yeni Suriye yönetiminin yargı sürecinin şeffaflığı ve adilliği, Türkiye'nin bu ülkeyle ilişkilerinde belirleyici olacaktır. Ayrıca, Türkiye sınırına yakın bölgelerde faaliyet gösteren yeni yönetime bağlı grupların, PKK/YPG gibi terör örgütlerine karşı mücadelede Ankara ile işbirliği yapması da beklenmektedir. Bu tutuklama, Suriye'de adalet arayışının bir parçası olarak Türkiye tarafından olumlu karşılanmakla birlikte, sürecin daha geniş bir siyasi çözümle tamamlanması gerektiği unutulmamalıdır.