Suriye’nin yeni İslamcı yönetimi, devrik lider Beşar Esad döneminin en üst düzey askeri yetkililerinden biri olan eski Hava Kuvvetleri Komutanı’nı tutukladı. Şam yönetiminden yapılan açıklamaya göre, Avrupa Birliği tarafından kimyasal saldırılardaki rolü nedeniyle yaptırım listesine alınan üst düzey komutan, başkentte düzenlenen bir operasyonla gözaltına alındı. Tutuklama, Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinin ardından yeni yönetimin eski rejim mensuplarına yönelik başlattığı kapsamlı operasyonların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Suriye’de Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesiyle iktidara gelen Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki yeni yönetim, eski rejim mensuplarını yargı önüne çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Esad döneminde hava kuvvetleri komutanlığı yapan ve adı açıklanmayan üst düzey yetkili, Şam’ın merkezinde düzenlenen bir baskında yakalandı. Yeni yönetimin adalet bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, tutuklanan kişinin “rejimin en kanlı operasyonlarında” bizzat rol aldığı ve sivil halka karşı kimyasal silah kullanımını koordine ettiği belirtildi.
Tutuklanan komutanın, Avrupa Birliği’nin 2020 yılında yayımladığı yaptırım listesinde yer aldığı ve özellikle 2013 yılında Doğu Guta’da gerçekleştirilen kimyasal saldırıların planlanmasındaki sorumluluğu nedeniyle hedef alındığı ifade ediliyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından savaş suçu olarak nitelendirilen bu saldırılarda yüzlerce sivil hayatını kaybetmişti.
Yeni yönetim, daha önce de Esad döneminin önemli isimlerinden istihbarat şefleri ve askeri komutanları tutuklamış, bunları “geçici mahkemelerde” yargılayacağını duyurmuştu. Ancak uluslararası toplum, yeni yönetimin kendisinin de insan hakları ihlalleriyle anılması nedeniyle bu yargılamaların tarafsızlığı konusunda endişelerini dile getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Tutuklama, Suriye’de Esad sonrası dönemde yeni iktidarın eski rejimle hesaplaşma sürecinin bir parçası olarak görülüyor. HTŞ liderliğindeki yönetim, uluslararası meşruiyet kazanma çabası kapsamında, Beşar Esad döneminde işlenen suçların faillerini cezalandırarak hem iç kamuoyunda hem de Batılı ülkeler nezdinde güven tazelemeyi amaçlıyor. Ancak özellikle ABD ve Avrupa Birliği, HTŞ’nin geçmişte El Kaide bağlantılı bir örgüt olması nedeniyle temkinli bir yaklaşım sergiliyor.
Öte yandan, eski rejim mensuplarının yargılanması, bölgedeki diğer aktörler için de sinyal niteliği taşıyor. İran ve Rusya’nın Esad’a verdiği destek, savaş boyunca sivil kayıpların artmasına neden olmuştu. Yeni yönetimin bu tür tutuklamalarla Rusya ve İran’a “hesap sorma” mesajı verdiği yorumları yapılıyor. Ancak Moskova ve Tahran’ın bu gelişmelere resmi bir tepkisi henüz gelmedi.
BM öncülüğündeki Suriye barış süreci de bu gelişmelerden etkileniyor. Geçiş dönemi adaleti mekanizmalarının kurulması, ülkede kalıcı istikrar açısından kritik öneme sahip. Ancak HTŞ’nin kendi geçmişi nedeniyle bağımsız bir yargılama yapıp yapamayacağı sorgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye’de Esad sonrası dönemde istikrarın sağlanması ve terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesi konusunda doğrudan çıkar sahibi. Eski rejim mensuplarının yargılanması, PKK/YPG’nin kontrol altına alınması ve mültecilerin geri dönüşü gibi konularla bağlantılı. Türkiye, HTŞ’nin geçmişteki radikal bağlantılarına rağmen, Esad rejiminin suçlarının cezalandırılmasını destekleyen bir pozisyon izliyor. Bu tutuklamanın, Türkiye’nin de aralarında olduğu uluslararası toplum tarafından onaylanan bir adalet sürecinin parçası olması, Ankara’nın bölgedeki nüfuzunu artırabilir. Ancak yargılamaların şeffaflığı ve kapsayıcılığı, Türkiye’nin uzun vadeli güvenlik ve diplomatik çıkarları açısından belirleyici olacak.