Sudan'da üç yılı aşkın süredir devam eden iç savaş, ülkedeki insani krizi her geçen gün daha da derinleştiriyor. Milyonlarca sivil, gıda fiyatlarının hızla yükselmesi, kamu hizmetlerinin çökmesi ve ulusal para biriminin hızla değer kaybetmesiyle birlikte giderek ağırlaşan zorluklarla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler ajansları, durumun kötüleştiğine dair defalarca uyarılarda bulunurken, ülke genelinde açlık ve yetersiz beslenme oranları alarm verici seviyelere ulaşmış durumda.
Gelişmenin arka planı
Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki çatışmalar Nisan 2023'te patlak vermişti. O tarihten bu yana çatışmalar başkent Hartum başta olmak üzere ülkenin birçok bölgesine yayılmış durumda. BM verilerine göre, çatışmalar sonucu yaklaşık 8 milyon kişi yerinden edilirken, 2 milyondan fazla kişi komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Savaşın ekonomik etkileri de en az insani boyutu kadar yıkıcı oldu. Sudan poundu geçen yıl değerinin yüzde 70'inden fazlasını kaybederken, temel gıda maddelerinin fiyatları yüzde 300'ün üzerinde arttı. Ekmek, süt ve yakıt gibi temel ihtiyaç maddelerinin temini büyük ölçüde güçleşti.
BM Dünya Gıda Programı'nın raporlarına göre, Sudan genelinde 18 milyondan fazla insan akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. Bu sayı toplam nüfusun üçte birinden fazlasına tekabül ediyor. Özellikle Darfur, Hartum ve Kordofan bölgelerinde durum daha vahim. Savaş nedeniyle tarım arazilerinin büyük bölümü kullanılamaz hale gelirken, gıda üretimi ciddi şekilde düştü. Enflasyon oranının yüzde 400'ü aştığı ülkede, birçok aile artık yalnızca bir öğün yemekle yetinmek zorunda.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki kriz, sadece ülke sınırları içinde kalmıyor; bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Komşu ülkeler Çad, Güney Sudan, Etiyopya ve Mısır, Sudan'dan kaçan mülteci akınına maruz kalıyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, bu ülkelerdeki mülteci kamplarının kapasitelerinin çok üzerinde yüklendiğini bildiriyor. Ayrıca, Kızıldeniz'in hemen kıyısında yer alan Sudan'ın jeopolitik önemi, krizin bölgesel güç dengelerini etkilemesine yol açıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi bölgesel aktörler, Sudan'daki taraflarla çeşitli bağlantılara sahip olduğundan krizin çözümünde doğrudan rol oynuyor.
Uluslararası toplum, Sudan'da kalıcı bir ateşkes sağlanması ve insani yardımın kesintisiz ulaştırılması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve siyasi çıkar çatışmaları çabaları baltalıyor. BM ve Afrika Birliği'nin arabuluculuk girişimleri şu ana kadar somut bir sonuç vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan, Türkiye'nin Afrika açılımı politikasında önemli bir yere sahip. İki ülke arasında ticaret, savunma ve kültürel alanlarda iş birliği mevcut. Sudan'daki kriz, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik istikrarsızlığı, uluslararası ticaret yollarının güvenliği açısından endişe verici. Türkiye'nin insani yardım kuruluşları bölgede aktif olarak faaliyet göstermekle birlikte, krizin derinleşmesi yardım lojistiğini zorlaştırıyor. Türk dış politikası, Sudan'daki çatışmanın sona erdirilmesine yönelik diplomatik süreçleri desteklemeyi ve insani yardım çabalarını artırmayı hedefliyor.