Sri Lanka Kamu Güvenliği Bakanı Ananda Wijepala, 2019 yılında 269 kişinin hayatını kaybettiği Paskalya Pazarı bombalı saldırılarının eski istihbarat şefi Tümgeneral Suresh Sallay tarafından yönetildiğini açıkladı. Bakan, Şubat ayında 'saldırıya yardım ve yataklık' suçlamasıyla tutuklanan Sallay'ın, saldırıların hedefi olarak bir Katolik kilisesini bizzat belirlediğini söyledi. Wijepala, parlamentoda yaptığı konuşmada, Sallay'ın 21 Nisan 2019'da gerçekleşen saldırıların planlanmasında ve koordinasyonunda doğrudan rol oynadığını belirtti.
Saldırıların arka planı ve Sallay'ın rolü
Paskalya Pazarı saldırıları, aralarında üç kilise ve üç lüks otelin de bulunduğu altı ayrı noktada eş zamanlı olarak düzenlenmişti. Saldırılarda 269 kişi hayatını kaybetmiş, 500'den fazla kişi yaralanmıştı. Olayın ardından Sri Lanka hükümeti, istihbarat birimlerinin saldırıları önceden bildiren uyarıları dikkate almadığı gerekçesiyle yoğun eleştiriye maruz kalmıştı. Bakan Wijepala, Sallay'ın saldırıların hedef belirleme aşamasında aktif rol oynadığını ve özellikle Kohuwala bölgesindeki bir Katolik kilisesini bombalanmak üzere seçtiğini ifade etti. Sallay, 2020 yılında ilk kez gözaltına alınmış ancak daha sonra serbest bırakılmıştı. Geçtiğimiz Şubat ayında yeniden tutuklanan Sallay, halen adli kontrol altında bulunuyor.
Sri Lanka hükümeti, saldırılardan sorumlu olduğu düşünülen yerel cihatçı grup NTJ'ye (National Thowheeth Jama'ath) yönelik soruşturmayı derinleştiriyor. Yetkililer, Sallay'ın bu grupla bağlantılı olduğunu ve istihbarat birimlerinin saldırıları engellemesini kasıtlı olarak engellediğini iddia ediyor. Soruşturma kapsamında şu ana kadar yüzlerce kişi gözaltına alınırken, birçok üst düzey polis ve istihbarat yetkilisi de görevden alınmıştı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Paskalya saldırıları, Sri Lanka'nın iç güvenlik yapısındaki zaafiyetleri gözler önüne sermiş ve ülkenin istihbarat birimlerinde köklü reform taleplerini beraberinde getirmişti. Saldırıların ardından yapılan soruşturmalar, bazı güvenlik yetkililerinin ihmalkarlığını ortaya koymuş ancak bu kez ilk kez bu denli üst düzey bir ismin doğrudan saldırıların planlanmasında rol oynadığı resmen açıklanmış oldu. Bu durum, Sri Lanka'da güvenlik kurumlarına olan güveni daha da sarsarken, uluslararası toplumun da dikkatini yeniden bu ülkeye çevirmesine neden oldu. Hindistan başta olmak üzere bölge ülkeleri, terörle mücadelede istihbarat paylaşımının önemine vurgu yaparken, Sri Lanka hükümeti ise reform sürecini hızlandırma sözü verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Paskalya saldırılarına ilişkin bu yeni bilgiler, Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki hassasiyetini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, uzun yıllardır çeşitli terör örgütleriyle mücadele ederken, istihbarat kurumlarının koordinasyonunun önemini deneyimlemiştir. Sri Lanka'da eski bir istihbarat şefinin saldırıları yönettiği iddiası, devlet içindeki terör bağlantılarının ne kadar tehlikeli olabileceğini göstermektedir. Türkiye, benzer yapılanmalarla mücadelede kazandığı tecrübeyi uluslararası platformlarda paylaşmakta ve terörle mücadelede istihbarat birimlerinin güvenilirliğini artırmaya yönelik reformlara destek vermektedir. Bu olay, Güney Asya'daki terör tehdidinin boyutlarını ve bölgesel istikrarı tehdit eden unsurları anlamak açısından da önem taşımaktadır.